Home » Doğu Türkistan » Bilge Kağan’ın Türk Milletine Hitabesi Orhun Abideleri

Bilge Kağan’ın Türk Milletine Hitabesi Orhun Abideleri

“Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım; ölesiye, bitesiye çalıştım. Aç milleti tok, az milleti çok, yoksul milleti bay kıldım..”Bilge Kağan

Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: “Çin kavminin sözü tatlı, ipeklisi yumuşak imiş; tatlı sözü, yumuşak ipeklisi (ile) uzak kavimleri aldatıp yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış; iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözüne, ipeklisine kapılan çok Türk kavmi öldü…” “… Çin kavmi hilekar ve kurnaz olduğu için, küçük kardeşle büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, beylerle kavim arasına nifak girmesi yüzünden Türk budunu, devletini ve kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş…”; “… Çin kağanı, Türk kavmi (ona) bunca işini gücünü verdiği halde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahvedeyim, der imiş, mahvetmeğe yürürmüş…”.

Orhun Abideleri Göktürk imparatorluğunun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma dikilitaşlardır. Fakat bu dikilitaşlar hem maddî hem manevi bakımdan Türk tarihinin en değerli anıtlarıdır. Bu anıtlardaki yazılar “Türk” kelimesinin, Türk milletinin adının geçtiği ilk Türkçe metindir. Türk edebiyatının ilk şaheseri, Türk hitabet sanatının erişilmemiş örneğidir. Türk yazı dilinin de ilk fakat çok işlek bir örneğidir. Şüphesiz daha ön çeki devirlerden kalma Türkçe metinler ve kitabeler de vardır.Fakat Orhun Abideleri ve bu abidelerdeki yazılar her bakımdan bir şaheserdir.

Orhun Abideleri büyük Türk tarihinin bir dönemini en gerçek, en yalın ve en uyarıcı şekilde anlatan belgelerdir. Fakat abideler yalnız Göktürklerin bir dönemini anlatmakla kalmıyor, genel olarak Türk milletinin karakterini, töresini, yüksek kültür ve medeniyetini, askerî dehasını, yurtseverliğini de yansılıyor.

Bu abideler Türk kağanların Türk milletine hesap vermesi, doğru yolu göstermesidir. “Türk milletinin, Türk devletinin adı, sanı yok olmasın” diye, yapılanları ve kendisinden sonra yapılması gerekenleri anlatmasıdır. Bu anıtlar, taşa yazılmış bir tarih, bir vasiyetname niteliğindedir.

KÜLTİGİN’İN MERMER HEYKELİNİN BAŞI

 

Orhun Abidelerinde, Kül Tigin’in yanda görülen büstünden başka sağlam heykel kalmamıştır. Maalesef diğer heykellerin hepsi meçhul kişiler tarafından meçhul zamanlarda kırılmıştır. Esef ettiğimiz diğer bir husus da, abidelerin renkli, iyi çekilmiş resimlerini elde edememek olmuştur. Fakat gurur kaynağımız olan bu anıtların renkli filmlerini er veya geç elde edeceğimizi umuyor, buna çalışıyoruz

GÖKTÜRKLER
6. yüzyılın başlarından 7. yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde Göktürk İmparatorluğu Mançurya’dan İran’a kadar uzanıyordu. Türk boyları güçlü hakanların buyruğunda birleşmiş, Batı Kağanlığı Doğu Kağanlığına tâbi olmuş, bir merkezden idare edilen Türkler Asya’nın hâkimi durumuna gelmişlerdi. Fakat daha sonra imparatorluğu teşkil eden kavimler arasındaki çekişme, Türk Beyleri arasındaki dayanışmanın bozulması. 

Çin’in entrikaları ve özellikle güçlü kağanların gelmeyişi İmparatorluğun çökmesine yol açtı. Devletin doğu kısmı Çin hâkimiyetine geçti. Çin daha sonra batı kısmına da yayılmaya başladı. Türk illeri işgal, Türk boyları esir edildi. Fakat bu esaret uzun sürmedi, İlteriş Kağan dağılan milleti topladı; 680-682 yıllarında devleti Çin esaretinden kurtararak yeniden kurdu.

BİLGE VE KÜL TİGİN KARDEŞLER

İlteriş Kağan öldüğü zaman oğulları Bilge ve Kül Tigin henüz 7 ve 8 yaşlarında idiler. Onun için İlteriş Kağan’ın yerine kardeşi Kapgan Kağan geçti. Kapgan Kağan zamanında devlet eski haşmetine ulaştı.Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra Bilge Kağan Taht’a oturdu. Kardeşi Kül Tigin ve buyrukçu (vezir) ihtiyar Tonyukuk’ un yardımı ile devleti daha da kuvvetlendirdi. Onun devrinde “Türk Birliği” tam olarak bir kere daha sağlandı. Birliğin sağlandığı her devirde görüldüğü gibi, Bilge Kağan zamanında da Türk Devleti eşsiz bir kudret haline geldi.

Kül Tigin 731′de, ağabeyi Bilge Kağan 734′de öldüler. Kül Tigin öldükten bir yıl sonra, yani 732 yılında, Bilge Kağan kardeşi için bir ebedî taş yontturdu, başka deyişle bir anıt diktirdi. Bu taştaki yazılar, o eşsiz kitabe, Bilge Kağan tarafından kaleme alınmıştır. Bilge Kağan bu kitabede, kardeşinin yüceliğini, kahramanlığını, Türk milleti için unutulmaz hizmetlerini dile getirir. Kendi ölümünden sonra oğlu tarafından onun adına dikilen anıtta yine Bilge Kağan konuşmaktadır. Ebedî taşa, onun sağlığında söyledikleri, devleti nasıl kurdukları ve yücelttikleri, Türk milletine vasiyeti, nakşedilmiştir. Her iki taşta benzer ve birbirinin aynı olan cümleler vardır. Çünkü Bilge Kağan, unutulmaması gereken olayları ve kendisinden sonra tutulacak yolu ısrarla belirtmek istemişti.

BUYRUKÇU TONYUKUK

Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarından başka, aynı yerde eşsiz bilici (danışman) ihtiyar vezir Tonyukuk için dikilmiş bir ebedî taş daha vardır. Bu anıtı Bilge Tonyukuk, sağlığında, 720-725 yılları arasında kendisi için yaptırmıştı. Bilge Tonyukuk, İlteriş Kağan’ın isyanına katılan daha sonra Kapgan Kağan’a ve Bilge Kağan’a başkumandanlık, baş vezirlik, baş danışmanlık yapan bu büyük devlet adamı, kağanların ve kendisinin yaptıklarını anlatıyor, bize eşsiz bir tarih hazinesi bırakmış oluyor.

ABİDELERİN YERİ

Orhun Abideleri, bugünkü Moğolistan’da, Baykal Gölünün güneyinde, Orhun nehri vadisinde, Koşo Saydam gölü yakınlarındadır. 48. enlem ve 107. boylam arasında kalan bölgededir. Anıtların olduğu yerde yalnız dikilitaşlar değil, daha pek çok ve son derece değerli kalıntılar da bulunmuştur. Yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları ile kutsal yer, Türk’ün gurur kaynaklarından olan eski bir Türk başkentidir.

Heykeller arasında Bilge Kağan’ın, eşinin, kardeşinin heykelleri de bulunmuştur. Yazık ki bunların bazı parçaları kaybolmuş, kalan kısımları da kırık dökük bir durumda ele geçmiştir.

ABİDELER NASIL BULUNDU

Orhun harfleriyle yazılı kitabelerden tarihçi Cüveyni “Talih-i Cihanküşa” isimli eserinde söz etmişti. Eski Çin kaynaklarında da Türklerin böyle anıtlar diktikleri yazılıydı. Fakat 18. ve 19. yüzyıllara kadar ilim dünyası bu anıtların nerede ve ne durumda olduklarını öğrenemedi.

1709 yılında Rusya ile İsveç arasında yapılan Poitava savaşında, İsveç subaylarından Strahlenberg Ruslara esir düştü ve Sibirya’ya sürüldü. 13 yıllık sürgün hayatında Kuzey Rusya’yı baştan başa dolaşan Strahlenberg, Yenisey’de eski Türklere ait bazı kitabeler buldu. Bunlar, Orhun kitabelerinden iki-yüz yıl önce yazılmıştı. Bu İsveçli subay ülkesine döndükten sonra anılarını yazdı ve Yenisey kitabelerinden söz etti. Bunun üzerine tarihçilerin Türklerden kalan eserlere ilgisi arttı.

ORHUN ABİDELERİ DE BULUNUYOR

1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev Orhun Abidelerini buldu.fakat yazılarını okuyamadı. 1890′da bir Fin heyeti, 1891′de de bir Rus heyeti abidelerin olduğu yere gittiler. Resimler çekip bunları ilim dünyasına sundular. Fakat yazılar hâlâ çözülemiyordu. Nihayet 1893′te Danimarkalı büyük ilim adamı Thomsen, Orhun yazısını çözmeğe muvaffak oldu. Önce yazılarda çok geçen Tengri (Tanrı), Türk ve Kül Tigin kelimelerini çözen Thomsen, sonra bütün yazıları okudu ve Türk milletine, Türk tarihine yaptığı bu hizmetten dolayı milletimizin şükranlarını kazandı.

KÜLTİGİN ANITI
Bilge Kağan’ın kağan olmasında, kahraman kardeşi Kül Tigin birinci derecede rol oynamıştı. Bilge Kağan kardeşinin ölümüne çok üzülmüş, onun için bir türbe yaptırmış ve anıt diktirtmişti. Bu anıttaki yazılar Bilge Kağan’ın sözleridir. Bilge Kağan burada kardeşiyle birlikte yaptıkları savaşları, devleti nasıl güçlendirdiklerini, kardeşinin kazandığı zaferleri anlatıyor. 

Kül Tigin anıtı, kaplumbağa şeklinde oyulmuş bir kaideye oturtulmuş. Bulunduğu zaman bu kaidenin yanında devrilmiş durumdaydı. Sonradan yerine dikilmiştir. Rüzgâra dönük tarafında bazı satırlar silinmiş.

Anıtın yüksekliği 3,75 metredir. Kireçtaşından yapılmıştır ve dört cephelidir. Yukarısı aşağı kısmına göre daha dardır. Doğu ve batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimdir. Güney ve kuzey cepheleri ise aşağıda 46, yukarıda 44 santimdir. Üst kısım kemer şeklinde bitmekte ve yukarıda beş kenarlı olmaktadır. Doğu cephesinin üzerinde kağanın işareti bulunuyor. Kül Tigin anıtındaki satırların uzunluğu 235 santimdir. Cetvelden çıkmış gibi düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır. 

Bu anıtın etrafında türbenin enkazı, heykel parçaları, iki tarafında heykeller ve balbal denilen işaretli, kabartmalı taşlar dizili 4,5 km. uzunluğunda bir yol bulunmuştur. Heykel parçaları arasında Kül Tigin’in başı ile karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuştur. Ne yazık ki bu heykeller çok parçalanmış, yüzlerini ve boylarını tam olarak gösteren örnekler bulunamamıştır.

BİLGE KAĞAN ANITI
Kül Tigin anıtının bir kilometre uzağında ve yerleşme şekli bakımından aynıdır. Yalnız birkaç santim daha uzundur. 

Bilge Kağan 734 yılında ölmüş, bu anıt 735 yılında oğlu tarafından diktirilmiştir. Anıttaki yazılar yine Bilge Kağan’ın konuşmalarıdır. Burada yine devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta, ayrıca Kül Tigin’in ölümünden sonraki olaylar ilâve edilmektedir. Bunda ve Kül Tigin’in anıtında Bilge Kağan’ın konuşmasından başka, yeğeni Yuluğ Tigin’in kitabe kayıtları da yer alır.

Bilge Kağan’ın türbe ve heykel kalıntıları da bulunmuştur. Fakat hem anıt,hem heykeller daha çok tahrip edilmiş durumdadır.

TONYUKUK ANITI
Tonyukuk anıtı iki dikilitaş halindedir. İkisi de dört cephelidir. Bulunduğu zaman taşlar devrilmemişti. Fakat yazılar daha silik durumdadır. 

Tonyukuk, Bilge Kağan’ın babası İlteriş Kağan’ın , amcası Kapgan Kağan’ın ve Bilge Kağan’ın baş bilicisi, baş buyrukçusu yani baş veziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve oradaki yazılar da kendisine aittir.

Tonyukuk, kendisi için diktirdiği taşlarda Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğunu, kurtuluş savaşını nasıl yaptıklarını,kendisinin neler yaptığını anlatır. Tonyukuk anıtının birinci taşında 35, ikinci taşında 27 satır yazı vardır.

 

About admin

Leave a Reply