Home » Yazarlar » Dr. Erkin Ekrem » Doğu Türkistan’da Şiddet Olayları: Sorunlar ve Çözümler

Doğu Türkistan’da Şiddet Olayları: Sorunlar ve Çözümler

Doğu Türkistan’da Şiddet Olayları: Sorunlar ve Çözümler
Dr.Erkin EKREM
Olayların Meydana Gelişi

Çin haber ajansına göre, 18 Temmuz saat 12.00 (Doğu Türkistan saati ile 10.00) civarında bir grup Uygur, Hotan şehri Narbağ polis karakolunu basmıştır. Saldırganlar karakol polislerinin devreye çıktığı saatlerde baskın düzenlemiş ve takviye güçlerin karşı koymasıyla 14 saldırgan öldürülmüş, 4 saldırgan da yaralı olarak yakalanmıştır. Aynı olayda, 1 yardımcı polis, 1 silahlı polis ve 2 kişi de saldırganlar tarafından öldürülmüştür. Saldırganların karton kutularda taşımış olduğu balta, hançer, bıçak ve katlanabilen bıçak gibi 30 parçadan oluşan şiddet aletleri ile 3 adet molotof kokteyl, 48 parça taş, 1 adet sapan ve 30 gr. pul biberi elegeçirilmiştir. Narbağ polis karakolu müdürü 38 yaşındaki Ablet Mehmetniyaz’ın anlattığına göre, Saldırganlar uyarıldığı halde molotof kokteyl ve taşla karşılık vermişlerdir. Kadın ile çocukların öldürülmesi sonucunda saldırganlara ateş açılmıştır. Fakat Çin basını tarafından verilen bilgilerde kadın ve çocukların öldürülmesine dair hiç haber yoktu. Zira öldürülen 2 polis dışında saldırganlar dâhil hiçbirinin kimliği açıklanmamıştı. Batı basınına göre, Hotan ve Kaşgar olaylarındaki saldırganların kimliği ve amaçlarının anlaşılması zor olmuştur. Olayın nedenleri anlaşılmadığı gibi hükümetin açıklamaları da çelişkili ve ikna edici değildir. Olay sonrası Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Basın Bürosu müdürü Hou Hanmin yaşanan olayları karakolu hedef alan planlı bir terör saldırı olayıdır şeklinde tanımlamıştır.
30 Temmuz saat 23.45’te Kaşgar’ın işlek cadesinde bir kamyoneti ele geçiren iki saldırgan aracı yolda yürüyen insanların üzerine sürmüş ve 6 kişinin ölümü ile 28 kişinin yararlanmasına sebep olmuştur. İki saldırganın biri olay yerindeki insanlar tarafından öldürülmüş diğeri ise yakalanmıştı. Olay sonrası basında yer alan haberlere göre, 8 kişi öldürülmüş ve 27 kişi yaralanmıştı. 31 Temmuz saat 16.00 civarında bir grup Uygur, bir Çinlinin restoranını basmışlar restoran sahibi ile bir garsonu öldürdükten sonra restoranı ateşe vermişlerdi. Polis ve itfaye yetişip geldiğinde 5 zanlının insanlara bıçakla saldırdığını görmüş ve kanun gereği ateş açmış olay 4 zanlının ölümü ve birinin de yaralı olarak ele geçirilmesiyle sonuçlanmıştı. Ancak yakalanan kişi hastanede hayatını kaybetti. Bu olaylar yaşanırken, sivil halktan 6 kişi de öldürülmüş, 3 polis ve 12 kişi de yaralanmıştı. Olay yerinde üç orak, iki bıçak, iki kama ve 1 uzun bıçak ele geçirilmiştir. Kaşgar hükümetinin açıklaması ise polisler yasaya göre ateş açmıştır.
Kaşgar yerel hükümeti, 31 Ağustos’ta Kaşgar olaylarına iştirak etmiş ve olaylar sonrası kaçmış olan 29 yaşındaki Memtieli Tiliwaldi ve 34 yaşındaki Turson Hasan adlı iki zanlı için tutuklama emri çıkarmıştır. Aynı zamanda bu iki zanlı için 100 bin yuan (15.54 dolar) ödül de koymuştur. 1 Ağustos öğleden sonra iki zanlı Kaşgar banliyölerinde infaz edilmiştir.
Olay sonrası Kaşgar şehri halk hükümetinin yayımladığı beyannemeye göre, 30 Temmuz gece olaylarında 8 kişi öldürülmüş ve 27 kişi yararlanmıştır; 31 Temmuz öğleden sonraki olaylarda 6 kişi öldürülmüş ve 3’ü polis olmak üzere toplam 15 kişi yararlanmıştır.
Kaşgar’da yaşanan bu iki olay toplumda son derece kötü etki yaratmıştır. Yapılan açıklamalara göre, saldırganlar yasaya göre kesin bertaraf edilmiştir. Kaşgar hükümetinin açıklamasına göre, saldırganlar inatla “cihada” bağlanmışlar, gizlice patlayıcı yapımını sürdürmüşler, terör faaliyetlerini planlamaya çalışmışlardır. Terör faaliyetleri yaratanların kötü niyetleri, etnik birliği zayıflatmak, toplumsal istikrara zarar vermek, etnisiteler arasında nefreti tahrik etmek, etnik çatışmalar yaratmak ve Xinjiang’ı (Doğu Türkistan) büyük aileden kopararak tüm etnik gurupları felaket uçuruma itmektir. Olay sonrası Xinjiang Hükümeti Basın Bürosu Başkanı Hou Hanmin olayları “terör saldırıları” olarak tanımlamıştır.
Çin Hükümeti daha önce yaşanan benzer olaylarda yurtdışı Doğu Türkistancı örgütleri ya da Çin karşıtı güçleri suçlamaktadır. Bu şekilde uluslararası terör örgütlerle ilişkilendirerek uluslararası kamuoyundan destek aramaktaydı. Çin Hükümeti tüm etnik grupların mutlu bir aile olduğunu ve benzer şiddet olaylar yaşandığında hep yurtdışı karşıt güçlerin sabotajı olarak görmektedir. Human Rights Watch kuruluşunun Hong Kong temsilcisi Nicholas Bequelin, Çin’in bu davranışını eski bir yöntem olarak iç sorunların nedenini başka mecraya yönlendirdiğini belirtmektedir. Hotan ve Kaşgar olaylarında hükümet olarak bu tanımdan uzak kalmışlar ve “şiddetli terör olayı” ya da “etnik şiddet olayları” olarak tanımlamıştır. Çin Hükümeti herhalde bin Ladin’in ölümünden sonra uluslararası terörle mücadele durumunun değişmesinden ve “Urumçi olaylarından” ders çıkarmış olabilir. Doğu Türkistan’da yaşanan bir olayı yurtdışı karşıt güçlere bağlayarak hükümet yetkilileri sorumluluktan kurtulabilir, ancak, bölge hükümetinin iradesi ve kabiliyetini şüphe altına bırakmakla yurtdışı güçlerini de büyütmüş olacaktır.
Xinjiang (Doğu Türkistan) yerel hükümeti, olayların perde arkasında Pakistan kamplarında eğitilmiş saldırganların bulunduğunu iddia etmiştir. Çin yönetimi Kaşgar olaylarında yer alan saldırganları Doğu Türkistan İslam Hareketi örgütüne bağlamaya çalışmakta ve saldırganların liderinin Pakistan kamplarında patlayıcı madde ve ateşli silah eğitimi aldığını ileri sürmektedir. Woodrow Wilson International Center kuruluşunun uzmanı Michael Kugelman de Doğu Türkistan’da yaşanan şiddet olaylarında Pakistan militanların rolleri olduğunu ileri sürmektedir. Çin’in olaylardan hemen sonra Pakistan’ı suçlaması Pakistan’ın bir teröre yataklık yapan ülkesi imajını yarattığı gibi “bütün günlerde dostluk” (all-weather friendsh) olarak tanımlayan Çin-Paskistan ilişkilerini de zedeleyebilecektir. Nitekim, bu suçlamadan sonra Pakistan Hükümeti önce sessizliğini korumuş ise de, 1 Ağustos’ta, Pakistan Dışişleri sözcüsü Tehmina Janjua bir açıklama yapmış ve Pakistan’ın, Çin Hükümeti’nin Kaşgar’da kanlı olay yaratan aşırı güçler, terörist ve bölücüleri imha edebileceğine güven duyduğunu beyan etmiştir. Bilinen şu ki; Pakistan’ın terörle mücadele konusunda Çin’e destek vereceğinde şüphe yoktur. Kaşgar olayları sırasında Pakistan’ın istihbarat başkanı Korgeneral Ahmed Shuja Pasha da Pekin’i ziyaret etmiş, hatta Doğu Türkistan’a da gittiğini ileri sürdü. Bu gelişmeler Çin-Pakistan arasında terör ve şiddet olaylarına karşı işbirliği yapabileceğini göstermektedir. Bütün bunlara rağmen Çin’in nadir bulunan iyi komşusu Pakistan’ı “günah keçisi” yapması yine akılıcı bir politika değildir.
Yabancı basın da olayların nedenlerini yurtdışında aramamaktadır. Bu tür şiddet olayları genel olarak Çin yönetimine olan memnuniyetsizlikten kaynaklanmaktadır, yani petrol zenginliğinin yağmalanması, dini özgürlüklerin kısıtlanması ve Çinli göçmenlerin yoğun bir şekilde Uygur bölgesine yerleştirmesinin tepkisidir. Ancak, Çin Hükümeti yaşanan olayları hükümet politikasına karşı bir tepkisel şiddet olayı ya da etnik çatışmalar olarak bakmamaktadır, “olayların ortaya çıkışı kesinlikle tesadüf değildir, bu olay bir avuç düşmanların mevcut özel durumdan istifade ederek teşkil ettiği yeni bir şiddet içeren terör ve suçfaaliyetleridir. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Basın Bürosu Başkanı Hou Hanmin de, Uygurlar ile Çinliler arasında hiçbir problemim olmadığını ve olayların hükümet ve rejim karşıtı eylem olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını belirtmektedir.
 
Olayların Medyaya Yansıma Tarzı
Çin’de yaşanan olaylar hassas olduğu zaman sağlam ve bağımsız haber almak zordur. Hotan ile Kaşgar olaylarında olduğu gibi Çin basını ile yurtdışı Doğu Türkistan örgütlerin verdiği bilgiler arasında zaman zaman çelişkili haberlere rastlanmaktadır. Çin basını Hotan olaylarının ilk saatte haber verildiğini ve Çin medyasının hızını ve Çin’in cesareti ile özgüveninin göstergisi olarak ifadeetmektedir. Fakat, olay Pekin saati ile 12.00 civarında meydana gelirken, saat 17.41’de bir satırlık haber olarak Xinhua Ajansı tarafından verilmiştir. Çin basınına göre, olay ile ilgili “bilgi şeffaflığı” yapılmıştır. Bu da Xinjiang Hükümeti’nin acil durumlara kaşı bertaraf etme kapasitesinin göstergisidir. Durum tespiti ve kontrol etmenin, Xinjiang’ın istikrarı ve uyumlu düzeninin sağlanmasındaki özgüvenin belirtisidir. Ancak, Hotan ile Kaşgar’da yaşanan olaylarda ve sonrasında çelişkili ve eksik bilgileri verildiği görülmektedir. Saldırganların kimliği ve hangi örgüte bağlı olduklarına dair bilgiler verilmediği gibi, verilen bilgileri teyit etmenin imkânı da yoktur. International Federation of Journalists kuruluşu, Çin medyasının Hotan olayları üzerinde bağımsız haber vermelerine izin vermediklerine dair eleştirmelerde de bulunmaktadır.
Batı basını, Çin ve yurtdışı Doğu Türkistan örgütlerinin verdiği bilgileri Batı haberciliği ile yazdığında Çin’in eleştirmelerine maruz kalmaktadır. Örneğin, Batı medyası Hotan ile Kaşgar olayların sebebini Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’a uyguladığı göçmen politikası, yerli halkın kaynaklarının Çinliler tarafından yağmalandığı şikâyetleri olduğunu, Uygurların Çin’in bir parçası olmak istemediği ve Çinlilerin Doğu Türkistan’a yerleşmesine memnun olmadığını, yaşanan olayların azınlıklar ile Çinliler arasındaki etnikçatışmalar olarak gösterdiğinde, Batılıların Dünya Uygur Kongresi’ne destek vermekle ve Çin’e karşı çıkmakla yorumlamaktadır. Çin Renmin Üniversitesi Prof. Jin Canrong, Batı medyasının, Çin’in etnik ilişkileri kışkırtmak gibi sorumsuzluk tutumu, bir çeşit “haemophilus mutluluğu” göstergesi olduğunu ileri sürmektedir. Prof. Jin Canrong’a göre, Batı medyası 2 yıl öncesi (5 Temmuz Urumçi Olayları) de bu tutumunu sergilemiş ve bu yıl yine aynısını yapmıştır. Prof. Jin Canrong, Çin ile Batı ülkelerin aynı şekilde terörizmin mağduru olduğunu belirterek Batı medyasının teröristler için “avukatlık” yapmalarının gereği olmadığını ifade etmektedir.
Çin basınındaki yorumlara göre, son dönemde Doğu Türkistan’da şiddet ve terör vakası giderek artmaktadır. Bunun arka planında yurtiçi ve yurtdışında aşırıcılığı savunanlar etnik düşmanlığı teşvik etmekte ve Batı kamuoyunun Doğu Türkistan şiddet ve terör yanlılarını kollaması vardır. Aynı yorumlara göre, Doğu Türkistan’da gerçekten etnik sorunlar mevcuttur, ancak bu sorun, aşırı güçlerin kışkırtması sonucunda siyasi çatışmaya dönüştürülmüş ve aşırı güçlerin şiddet olayları “etnik baskıya karşı bir direnç” olarak savunmalarından ibarettir. Şu anda sadece belirli şiddet yanlısı teröristlere karşı koymakla yetinmemeli, aynı zamanda Batılı medyanın siyah ile beyazi karıştıran safsata ifadelerine de sert bir şekilde karşı çıkılmalıdır. Yine bazı yorumlara göre, Batılıların bu tavrı Çin’i terör ile mücadelede uzun süreli yalnız bırakacağının göstergesidir..
Bazı Çinli yorumcular Çin halkının Batılıların saçma mantığını kabul etmeyeceğini savunmaktadır. Yorumculara göre, bazı Batılı medyalar Doğu Türkistan’da yaşanan olaylar üzerinde “başkasının talihsizliği üzerinde sinsice sevinmek” yaklaşımı sergilemiştir, kendini beğenmiş olan bu medyalar olaylar üzerinde kusur bulmaya çalışmakta ve spekülasyon saçmalıkları beyan etmektedir. Bu da bazı Batı medyalarının ideolojik önyargıları ve Çin karşıtı düşmanca tutumnu göstermektedir.
Çin’in ülkenin bütünlüğü, ulusal birliği ve toplumsal istikrarı ile ilgili meselelerde savunduğu mantık ve değerler, Batılıların inandığı o tür şeylere kaydırması mümkün değildir. Bu nedenle Çin uzmanları Batılıların Çin’in terörle mücadelesine destek veriyor fantazisini bırakmalıdır, Batılıların Çin’in etnik birliğinin korunması, terör ve diğer şiddet eylemlere karşı çıkmasına karşı kötü niyetli girişimleri şiddetle ret edilmelidir.
Olayların Sebepleri
Çin, 11 Eylül sonrası ABD’nin uluslararası terörle mücadelesine destek vererek bağımsızlığını arayan Uygurların siyasî ve şiddet yolunu tercih eden bütün örgütleri “uluslararası terörist” olarak tanımlamıştı. Çin, bu tanım çerçevesinde Doğu Türkistan’da baskı politikasını daha arttırmış ve birçok şiddet olayları sırasıyla Doğu Türkistan’da yaşanmıştı. ABD’nin Obama yönetimi döneminde ise, uluslararası terörle mücadele politikası artık güvenlik ve siyasal alanındaki önceliğini kaybetmiştir. ABD’nin terörizmle mücadele politikasının değişmesi yayımladığı son raporunda görmek mümkündür. Çin’in de bu değişikliğinin farkındadır ve bazı endişelerini de belirtmektedir. El-Kaide lideri bin Ladin’in ölümünden sonra ABD’nin küresel terörle mücadele politikasındaki yeni ayarlamalara bakılırsa, Çin’in ABD için bu alandaki önemi geçmişe göre azalmış ve Çin’in de terörle mücadelede yeni sorunlarla yüzyüze kalacağı tespitler yapılmaktadır. Çin uzmanları, Hotan ile Kaşgar’da meydana gelen olayları terörle mücadelenin küresel ve bölgesel değişimi ortamında analiz etmeye çalışmaktadır. Neticede Hotan ile Kaşgar olayları Çin’in terörle mücadelesinizorlaştırmaktadır.
Terörle mücadele çerçevesinde Çin’in Şanghay İşbirliği Örgütü şemsiyesi altında düzenlediği askerî tatbikatlar önem kazanmaktadır. Mayıs 2011’de, Çin, Tacikistan ve Kırgızistan ile birlikte “Tianshan-2 2011” adlı askerî tatbikat düzenlemiştir. Çin Ulusal Terörle Mücadele Ofisi yetkililerin tatbikatın düzenlemesinin sebebini şu üç konuda açıklamıştır: 1. Yurtiçi ve yurtdışı “üç gücün” özellikle Doğu Türkistan İslam Hareketi Örgütü’nün temsil ettiği Doğu Türkistancı terör güçleri tarafımızdan ağır darbe vurulmasına rağmen Çin’i tehdit etme faaliyetlerini devam etmektedir ve şiddetli terör eylemleri sürekli planlamaktadır. Bu bağlamda yurtiçi bir gurup teröristler Çin’e saldırmak için fırsatları beklemektedir. 2. Bazı ülkelerde terör faaliyetleri gidererek artış göstermiştir, bu da Xinjiang’daki “üç güc” için teşvik ve örnek teşkil etmektedir. 3. Çin’in reform ve dışa açılma süreci derinleşmesi ile birlikte dış ilişkileri yoğunlaşmıştır, uluslararası terör faaliyetleri Çin’in yurtdışı personel ve kuruluşlara yönelik oluşturduğu gerçek tehditler artmıştır. Bu tür tatbikatlar ayrıca terörizmle mücadele zemininde Çin ile Orta Asya ülkeleri arasındaki güvenlik işbirliği ilişkilerini güçlendirme rolü vardır. Aslında, Çin’in terörle mücadelesi “Doğu Türkistancı terör” ile mücadele etmektir. Dolayısıyla, Xinjiang Sosyal Bilimler Akademisi Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü müdürü Pan Zhiping, yaşanan olayları “kutsal savaşı” (cihad) benimsemiş olan radikal dinci Doğu Türkistancıların yaptığını ileri sürmektedir.
Çin uzmanları ve hükümetin beyanlarında, terörle mücadele aslında “İslamcı terör” ile mücadele etmek anlamında kullanılmaktadır. Çin’in Orta Asya uzmanı Pan Zhiping, Doğu Türkistancıların el-Kaide ile olan organik ilişkileri olduğunu ve bin Ladin’in ölümü ise Doğu Türkistan teröristleriinin ortadan kaldırılması konusunda fevkalade önemli olduğunu ileri sürmektedir. Pan Zhiping’e göre, Doğu Türkistancıların terör eylemcileri el-Kaide kamplarında eğitilmekte ve örgütün ideolojisi ise pan-İslamizm ve pan-Türkizm etkisindedir. Amacı Çin’i bölmektir. Doğu Türkistan’da en büyük sorun etnik bölücülüktür ve bu da Çin’in uzun vadeli sorunudur.
Bazı yorumcular ise, Doğu Türkistan halkının yaşam tarzlarına müdahelenin gerginlik yaratığını vurgulamaktadır. Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi prof. Dr. Ding Xueling, Çinlilerin Doğu Türkistan’a göç etmeleri ile aynı zamanda etnik çatışmanın tohumları ekilmiştir. Bazı Uygurlar birçok haksızlıklarla yüzyüze kalmaktadır ve en önemlisi Çinlilerin Uygurları aşağılama tutumu ve ayrımcılık davranışı temel sorunları oluşturmaktadır.
Çin’de, Hotan ile Kaşgar olaylarını meydana getiren sebepleri din ve teröre bağlayan uzmanlar oldukça fazladır. Çin’in Lanzhou Üniversitesi Orta Asya Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Yang Shu’ya göre, Hotan olaylarını yartanların siyasî amacı mevcut hükümete karşı koymak ve ülkeyi bölmektir; onların ideolojisi büyük ölçüde aşırı dincilik ve etnik aşırıcılıktan gelmektedir, bu da uluslararası terörist güçlerle oldukça benzeşmektedir. Doğu Türkistan güçlerin kısa dönemde yok edilmesinin imkânı olmadığını savunan Yang Shu, olayı yaratan sorunların mevcut olduğu sürece, Doğu Türkistancıların uzun süre varlıklarını sürdüreceğini de ilave etmektedir. Yang Shu’ya göre, aşırıcılık ile bölücülük mevcut olduğu sürece terör faaliyetler devam edecektir; bu çerçevede Çin’in yetkili organları, terör faaliyetleri ancak belli ölçüde kontrol altına alabilecektir; Doğu Türkistan’daki terör faaliyetleri son yıllarda yerelleşme ile örgütlenmeme özellikleri göstermekte ve terörle mücadelesini zorlaştırmaktadır.
China Institute of International Studies kuruluşu Başkan Yardımcısı Dong Manyuan, Hotan olaylarını yaratan saldırganların amacını, 1. son iki yıldan beri Doğu Türkistan’da oluşan milli birliği bozmak, 2. Doğu Türkistan’ın çarçabuk gelişmelerini engellemek, 3. kendi güçlerini göstermek ve 4. daha fazla uluslararası desteğini kazanmak şeklinde tanımlamıştı. Dong Manyuan’a göre, bu şiddet olayları Doğu Türkistancıları Çin’i bölmenin umutsuzluk direnci ve umutsuzluk çabalarıdır. Oysa, Uygurların Doğu Türkistan mücadelesi 1884 yılından beri süregelen bir harekettir, bu hareketin uzun süreli, hassasiyetli ve geniş tabanlı gibi özellikleri vardır; üstelik iç dinamik ile uluslararası boyutu bu hareketin mevcut politika ile bir anda ortadan kaldırması kolay olmayacaktır. Hotan Kamu Güvelik Bürosu yardımcısı parti sekreteri Zhao Genlin’in Financial Times’e yaptığı açıklamasında, Doğu Türkistan’daki terörizmi tamamen yok etmesinin çaresinin olmadığını belirtmektedir.
Hotan ile Kaşgar olaylarını meydana getiren sebepleri sadece terörizm ya da pan-İslamizm ve pan-Türkizm gibi tarihte kalmış ideolojilerle açıklamak sorunun tespitnin doğru yapılamaması sonucu yanlış yola götürebilir. Doğu Türkistan’da büyümüş ve Çin’in Jinan Üniversitesi Prof. Yao Xinyong, Doğu Türkistan sorununun karışık olduğunu ve kültürel, tarihsel, sosyal, ekonomik gibi birçok sebeplerden kaynaklandığını ifade etmektedir. Prof. Yao Xinyong’a göre, bu sebeplerin hepsini yok etmek kolay değildir.
Hotan ile Kaşgar olaylarında Çinliler saldırganları öldürme gibi kanun dışı eylemlerde bulunmuştur. Polis ve güvenlik güçleri elinde taş ve molotof kokteyl olan saldırganları silahla öldürmek gibi kanun dışı davranmışlardır. Ateşli silahları olmayan saldırganlara biber gazı spreyi, gaz bombası ve tazyikli su gibi yöntemlerle etkisiz haline getirebilirdi, ancak, sivillerin saldırganları öldürebilmesi ve güvenlik güçlerin orantısız güç kullanabilmesi, son yıllarda Çin toplumun şiddeti benimseme eğilimini yansıtmaktadır. 2008 yılından buyana Çin’in her yerinde polis ve hükümet organlarına yönelik şiddet olayları yoğunlaşmaya başlamış ve toplumda şiddeti benimseme anlayışı ilginç boyuta ulaşmıştır. Çin’in ekonomik kalkınma ile birlikte toplumsal sorunları da belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Çin basınlarında “çatışmanın belirginleşme dönemi” veya “çatışmanın yükseliş dönemi” olarak tanımlanan toplumsal sorunların insanlara şiddet kullanma yolunu açmaktadır. Uzmanlara göre, yargının çürükleşmesi, güven krizi ve toplumsal şiddeti Çin’in son yıllarında yaşanan büyük sorunlarıdır. Özellikle yargının siyasallaşması sonucu sosyal adalet ve siyasal hakların kaybedilmesine yol açmaktadır. Uzun yıllardan beri Doğu Türkistan’da yaşamış olan avukat Li Tiantian, şiddet olayların ortaya çıkışının Çin’in azınlık politikasındaki bazı problemlerinden kaynaklandığını ifade etmektedir. Ona göre, Çin’in azınlık politikasında şekilde imtiyaz verilmiş ise de, sonuç tam tersine dönmektedir. Uygurların fakirlikten kaynaklanan yaşam baskısı ve bu baskının kaynağının göçmen Çinlilerden görmeleri onların öfke dağıtmasına yol açmaktadır. Çinlilere kin beslemesi ve saldırması bu öfkelerden kaynaklanmaktadır. Uzmanlara göre Çin’deki toplumsal şiddeti önlemek için sivil toplumun olgunlaşması ve hukukun üstünlüğü anlayışının güçlendirilmesi gerekmektedir.
Olayların Çözümlenmesi
Doğu Türkistan sorununun tanımı eksik kalınca çözümü de yetersiz kalmaktadır. Bazı Çinli yorumculara göre saldırgan Uygurlara daha sert yöntemler tercih edilmelidir, yani faillerin etnik kimliği onlara sempati duyulması ve affedilmesi için herhangi bir neden yaratmaz ve onlara karşı acımasız yöntemleri kullanmalıdır. Jinan Üniversitesi Prof. Yao Xinyong, çözüm yolunun ulusal kimliği inşa etmek ve dönüşüm sürecinde olan Çin’in demokratikleşmesine önem verilmesi gerekir; Soruna sadece “ekonomik üstünlük” açısından bakmak ve ekonomik araçla soruna yaklaşmak yetersiz kalacaktır. Hong Kong’un Phoenix tv önemli yorumcusu Anthony Yuen (Ruan Cishan), Doğu Türkistan’da meydana gelebilecek olaylara karşı netice alabilmek için bazı uygulamaları önermiştir: ilk olarak vatanseverlik eğitiminin güçlendirmesi ve 2/3 zamanın Çince eğitim yapılması gerektiği, böylece bu azınlıklar kendisinin bir Zhongguoren (Çin vatandaşı) olduğunu öğrenmelidir; İkincisi Çin’de tek bir kanun olmalı ve azınlıklar için ayrı bir yasa çıkarmanın gereği yoktur; 3. Azınlıkların bulunduğu bölgelerde sert yasalar uygulanmalıdır, bu yapılmadığı tekdirde etnikler arasındaki çatışmalar önlenemez. Çin Sosyal Bilimler Akademisi Dünya Dinleri Araştırmalar Enstitüsü uzmanı Feng Jinyuan’a göre, Doğu Türkistan’da yaşanan şiddet olayları üzerinde, farklı olaylar farklı analiz edilmelidir. Suçlulara karşı bazı uygulamaları yaparken etnik politikanın uygulanması yerinde olup olmadığı sorgunlamalıdır. Feng Jinyuan’a göre, eskiden yerel yöneticiler sadece sınır bölgesi halkının geride kalmışlığını dikkate çekmiş, ancak, halktan uzak kaldıkları için bölgenin durumu ve halkın duygularını anlayamamışlar, halkın deneyimini ve bilgeliğini değerlendirememişlerdir. Bu bağlamda sınır bölgelerindeki Çinli yöneticiler etnik ve dinî bilgilerini arttırmalıdır, eğer onlar bu anlayışı sahip değilse, etnik birliğine zarar vermesinden kaçınılmaz olur.
2008 yılından buyana Çin’in Tibet, Doğu Türkistan ve İç Moğolistan (Güney Moğolistan) gibi hassas bölgelerinde hükümet karşıtı protestolar ve şiddet olaylar sıkça yaşanmaya başlamıştır. 5 Temmuz 2009’daki Urumçi olayları son yıllarındaki en büyük çatışma olmuştur. Çin’in Orta Asya uzmanı Pan Zhiping, Urumçi olayları bir toplumsal büyük deprem ise, Hotan ve Kaşgar olayları artçı deprem olarak değerlendirmektedir. Bazıları şiddet dalgıları olarak nitelemiştir. Bu da, Mayıs 2010’da Çin’in “Uygur açılımı” politikasının başarılı olamadığını göstermektedir. Urumçi olayları sonrası Pekin Hükümeti, 15 yıldan beri Doğu Türkistan’da yürüttüğü baskıcı politikasının yanlış olduğunu kabul ederek, Doğu Türkistan bölgesi Komünist Partisi Genel Sekreteri Wang Lequan’ı merkeze almış ve bölge refahını yükselterek çatışma gerginliğini düşürmeye amaçlayan bir politikayı oluşturmuştu. Bu politikayı uygulanabilecek en uygun aday olarak da eski Ulaştırma Bakanı ve Hu-nan Eyaleti Komünist Partisi Genel Sekreteri Zhang Chunxian’i seçmiştir. Doğu Türkistan’ın Komünist Partisi Genel Sekreteri Zhang Chunxian, bölgenin siyasî, ekonomi ve askerî yetkilerine sahiptir. Bir yıldan beri Zhang Chunxian’ın sürdürdüğü “halkçı” politikası, Çin kamuoyu tarafından benimsenmiş, ancak, Doğu Türkistan’da yaşanan son olaylar onun politikasının da yetersiz olduğunu göstermiştir. Bazı yorumcuların ifade ettiği gibi, Doğu Türkistan’daki ekonomik reform politikaları çöllerin ortasında kaybolmaya başlamıştır.
Hotan ile Kaşgar olayları Urumçi Hükümeti’nin daha sert politika uygulamasıma neden olmuştur. Kaşgar olaylarının patlak vermesi ile 31 Temmuz öyleden sonra Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Komünist Partisi Genel Sekreteri Zhang Chunxian’ın başkanlığında Doğu Türkistan’daki bütün yetkililer acil bir toplantıya çağırılmıştır. Toplantıda, merkez hükümetinin olaylara yüksek ilgi duyduğunu açıklayan Zhang Chunxian, son günlerde yaşanan olayların mahiyeti ciddi, etkisi kötü ve bölgenin reform, gelişme ve istikrarına zarar vermekle birlikte insanların can ve mal güvenliğini ciddi hasara uğrattığını ifade etmiştir. Zhang Chunxian olaylara karşı ve istikrarı korumaya dair bazı uygulamaları açıklamıştır: terör suçluları yasaya göre kararlı bir şekilde cezalandırılacaktır; her türlü terör faaliyetlere sert tedbirler alınacaktır; radikal dincilere karşı kararlı olunacak ve yasadışı dinî faaliyetlerin engellenmesinde etkili olunacaktır; hükümetin bütün birimleri istikrarı koruma sorumluluğunu etkili bir şekilde yerine getirmesi için derhal harekete geçilmelidir; taban örgütlerinin rolü aktifleştirmeli, halkı harekete geçirmeli, halkla dayanışma içine girilmeli, toplumsal kontrolü güçlendirmeli ve tehlikeli patlayıcı maddeler sıkı kontrol edilmelidir. Doğu Türkistan’ın en üst düzey yöneticisi  durumunda olan Zhang Chunxian, bölgeyi artık “yumuşak” ve “sert” yöntem ile birlikte yönetmeye başlamıştır.
Aslında, Çin’in bu yeni yönetim tarzı bir başka olayları yaratmaya gebedir, çünkü meselenin özü tespit edilemediği gibi, olaylar doğru teşhis edilmiş değildir. Doğu Türkistan’da Çinlileri yerleştirme politikası bölgede bir çeşit asimilasyon uygulandığı algısı vardır. Çinlileri yoğun yerleşmesi bölge halkının tarla işletmesi, su sıkıntısı ve iş imkânlarını kısıtladığı gibi, Çinli ile Uygur arasındaki haksız rekabeti yaratmaktadır. Bölge halkı, mevcut olan ayrımcılığın Uygurları ikinci sınıf vatandaş konumuna sürüklendirdiği ve sömürgeci yönetim altında kaldığı kanısındadır. Bölgede siyasal, ekonomik, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliğin yaşandığını dile getiren uzmanlar, çözümün bu sorunlar üzerinde durması gerektiği görüşündedirler. Bu bağlamda, Doğu Türkistan’da özerklik yasasının tam uygulanması önem kazanmaktadır. Bölge halkı siyasal statü, sosyal yaşam düzeyi ve dinî inanç özgürlüğü istemektedirler. Bunları elde edemeyen bölge halkı doğal olarak başka yollarla bu haklarını elde etmeye çalışmaktadır. Bu talepler devam ettiği ve karşılığını alamadığı sürece bölgede yeni olaylar yaşanacağını tahmin etmek zor değildir. Olayların devam etmesi Uygur sorununun uluslararasılaşma sürecini derinleşeceği gibi Çin’in büyük güç olma rüyasına da tehdit oluşturabilmektedir.

About admin

Leave a Reply