Home » Haberler » ‘Kuşak ve Yol’un Uygur’a katkısı

‘Kuşak ve Yol’un Uygur’a katkısı

‘Kuşak ve Yol’un Uygur’a katkısı

Doğu Türkistan dediğimiz Şincan-Uygur Özerk Bölgesi’nde ‘İpek Yolu’ projesinin ileri aşamalarında yoğun nüfus artışı beklentisi mevcut. Hükümet, proje kapsamında bölgeye milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor 
Yeni yaşam alanları ve Ar-Ge tesislerinin kurulması için Urumçi’nin güneydoğusunda ‘kalkınma bölgesi’ kurulmuş. Yüzlerce bina inşa edilmiş. Fabrikalar, üretim tesisleri bölgeye yayılmış, hızlı tren gibi raylı sistemler kurulmuş

İpek Yolu’nda 12 Gün / TOLGA ŞARDAN

Çin’in büyük umutlar bağladığı “İpek Yolu İnisiyatifi”ndeki en kritik konu başlıklarından birisi Uygur sorunu hiç kuşkusuz. Doğu Türkistan olarak adlandırdığımız Şincan – Uygur Özerk Bölgesi’nde yüzyıllardır yaşam mücadelesi veren Uygurlar, İpek Yolu’nda kilit rol almış durumda. Özerk Bölge’nin merkezi olan Urumçi, Uygurların nüfus olarak en yoğun yaşadığı yer olmanın yanısıra yeni ticaret güzergahlarının kalbi. Bu nedenle; Pekin yönetiminin hem özerk bölgeye, hem de Uygurlar’a yönelik hassasiyeti var. Projenin başlamasıyla birlikte Pekin, henüz tam olarak çözümlenemeyen Doğu Türkistan sorunu sebebiyle son derece dikkatli hareket ediyor.

ETNİK GRUPLAR: Çin topraklarında halen 56 farklı etnik grup var. Uygurlar, bu etnik gruplar içinde nüfus bakımından Hanlar, Moğollar, Tibetliler ve Çinli Müslümanlar’ın ardından 5. sırada yer alıyorlar. Uygurlar, kendilerine özgü yaşam biçimleriyle Doğu Türkistan / Şincan’da hayata bağlanmış durumdalar. Daha çok tarım, hayvancılık ve yeraltı kaynaklarının çıkarılmasını geçim kaynağı olarak benimsemişler. Uygurların özellikle Şincan’da yaşanan gelişme ve kalkınma sürecine katkıları emek gücünün ötesine geçemiyor. Devletin yönetim kadrolarındaki temsiliyet daha çok alt makamlarda. Günlük hayattaki esnaflık Uygurların asıl tercih ettiği gelir kaynağı olurken, eğitimdüzeyinin yetersiz olması nedeniyle devlet yönetiminde üst düzey yöneticiler, Pekin yönetimince ülkenin doğusundan atanıyor.
UYGUR’UN KELİME ANLAMI: Çinli yetkililer, Uygur isminin 1933’te bulunduğunu ve “dayanışma” anlamına geldiğini belirtirken, Pekin’in koyduğu “çocuk sayısı standartı”nın Uygurlar başta azınlıklar için geçerli olmadığını belirtiyorlar. Bu noktada, Han Çinlileri için kısa süre önce 2. çocuk sahibi olunmasına izin verilmişken, azınlıklarda çocuk sahibi olma sayısı 3 olarak belirlenmiş. Tabii, 2. çocuktan sonra ikiz ya da daha fazla çocuk doğması halinde de 3’ü geçen çocuk sayılarına izin var.
SURİYELİ MÜLTECİ YOK: İlginç bir durum var ki; o da savaş nedeniyle ülkelerini terk eden Suriyeliler’in durumu. Çin yönetimi, şu ana kadar sığınmacı olarak -Suriyeliler dahil- hiç kimseye izin vermiş değil. Sadece Arakan’dan gelen bir grup sığınmacı sınırda oluşturulan kampta konuk ediliyor. Zaten Çin’de vatandaşlık hakkı neredeyse yok. Ülke yönetimi, çifte vatandaşlığı tanımıyor. Oturma izni ise, nasıl geldiğinize ve ne yaptığınıza bağlı. Evlilik sonrası aile durumundan kalabiliyorsunuz, ancak ziyaretçi statüsünde. Bu konumda çalışmak yasak. Çin’de 5 yıl evli kaldıktan sonra yeşil karta başvuru hakkı var. Yabancılar, tüm koşulları sağladıktan sonra yeşil kart alabiliyor.

Yoğun nüfus artışı
Şincan’ın yönetim ve toplum kesiti böyleyken, Urumçi merkez olmak üzere özerk bölgede, İpek Yolu projesinin ileri aşamalarında yoğun nüfus artışı beklentisi mevcut. Bu nüfusun kaynağı ise, ülkenin doğu kesimlerinden gelecek kitleler olacak. Şincan’da İpek Yolu’nun yaratacağı istihdam ve iş olanaklarının doğudan gelenlerce karşılanacak olması, önümüzdeki süreçte özerk bölgedeki Uygur nüfus yoğunluğunu terse çevirebilir.
BÜYÜK YATIRIMLAR: Hükümet, proje kapsamında bölgeye büyük yatırımlar yapıyor. Özellikle yeni yaşam alanları ve Ar-Ge tesislerinin kurulması için Urumçi’nin güneydoğusunda “kalkınma bölgesi” kurulmuş. Göz alabildiğine uzanan toprakların yeniden yapılandırılması için milyarlarca dolarlık yatırım yapılırken, kent adeta şantiyeye dönmüş. Doğudan gelen / gelecek kitlelerin barınmasını sağlamak amacıyla yüksek katlı yüzlerce bina inşa edilmiş.
Fabrikalar, üretim tesisleri kentin her bölgesine yayılmış. Metro ve hızlı tren gibi raylı sistemler bölgeye kazandırılmış. Pekin ile Şincan arasında 2 bin 400 kilometrelik otoyol hizmete açılırken, tüm bölgede ulaşıma açılan karayolu uzunluğu 117 bin kilometreye ulaştı. Önümüzdeki yıl 30 milyar yuanlık yatırımla 15 bin kilometre yol inşası hedefleniyor. Ayrıca, 33 saat süren Pekin-Urumçi tren yolculuğunun 12 saate indirilmesi amacıyla hızlı tren projesi devreye sokuldu, 18 sivil havalimanı inşa edildi.

‘Kuşak ve Yol Projesi’ olarak da tanımlanan İpek Yolu İnisiyatifi’nin kendi topraklarındaki güvenliğinin sağlanması amacıyla Urumçi başta olmak üzere kentlerde yoğun güvenlik önlemleri alınıyor. Urumçi’nin ana merkezlerinde zırhlı araçlı polis birlikleri sürekli denetim yaparken, özellikle alışveriş merkezlerinin bulunduğu alanlar ve sokaklara x-ray cihazlarından geçilerek girilebiliyor. AVM’lerde silahlı polisleri devriye gezerken görmek mümkün. Bu durum, bölgede gündelik hayatın bir parçası olarak kabul ediliyor.

Bölgenin GSYH’sı 245.2 kat büyüdü

Şincan – Uygur Özerk Bölgesi’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) 1978-2016 yılları arasında 245.2 kat büyüyerek 3.907 milyar yuandan 961.7 milyar yuana yükselirken, kişi başına düşen gelir 313 yuandan 40 bin 427 yuana ulaştı. Kentlerde kayıtlı işsizlik oranı yüzde 3.2 düzeyinde. Eğitim konusunda ise durum şu, Uygur Özerk Bölgesi’nde 1 Aralık 2017’den itibaren 860 bine yakın öğrenci için eğitim 15 yıl boyunca ücretsiz olacak.

İki aşamalı stratejik vizyon

Çin Cumhurbaşkanı Şi, iki aşamalı stratejik vizyonu ortaya koyuyor. İlk aşama, 2020-2035 arası olarak tespit edilmiş durumda. Bu dönemde, orta halli refah toplumunun temele dayanarak 15 yıllık çalışma sonucunda 2035’te “Sosyalist modernleşmenin temel düzeyde gerçekleşmesi bekleniyor. Çin’in yenilikçilik alanında dünya çapında “bir numara”lı lider ülke haline gelmesi beklenirken, halen Birleşmiş Milletler standartlarına göre 43.3 milyon olan ülke genelindeki yoksulun yaşam şartlarında iki yıl içinde “orta gelişmiş refah toplumu” oluşturulması hedefleniyor.
Çin modeli sosyalizm
2035-2050 arasındaki 2. aşamada ise, ilk aşamada başarılmış olan sosyalist modernleşmenin kazanımları üzerine 15 yıllık çalışma sonrasında “refah içinde, güçlü, demokratik, kültürel bakımdan ileri, uyumlu ve güzel modern sosyalist ülke haline getirilmesi” hedeflendi. Bu kapsamda Çin, 2030’a kadar sosyalizmde aşama kaydetmeyi öngörüyor. Öngörüde; hükümetin “Çin, bir çok arenada ne kadar güçlü olursa olsun, emperyalizmi asla istemeyecek ve destek vermeyecek” görüşü önemli yer tutuyor. Toplumun gelişimini esas alan ve “Çin modeli sosyalizm ya da komünizm” olarak adlandırılan, kapitalist sistemin kullanıldığı ülkenin stratejik vizyonu böyle planlandı.

kaynak: milliyet

About admin