Home » Yazarlar » Dr Ali Ahmetbeyoğlu » Orta Asya Satrancında Doğu Türkistan’ın Önemi 1

Orta Asya Satrancında Doğu Türkistan’ın Önemi 1

Yrd.Doç.Dr Ali Ahmetbeyoğlu

(5 Temmuz 2009 olaylarının yıldönümünde Doğu Türkistanlı şehitlerin aziz hatırasına)

Tarihin her döneminde coğrafi özellikleri, sahip oldukları imkanlar vs. açısından ön plana çıkan ve hedef haline gelen sahalar olmuştur. Nitekim bunların başında ilk devirlerden itibaren büyük güçlerin istilalarına maruz kalan Orta Asya gelmiştir.

Orta Asya; Kuzeyden Kuzey Buz Denizi, doğudan Büyük Okyanus, güneyden Hint Okyanusu, batıdan ise kuzeyden güneye doğru Ural dağları, Emba Nehri, Hazar Denizi, Kura ve Ryon ırmakları, Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi, Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz ile sınırlı Asya Kıtası’nın orta kısmını oluşturur. İç Asya, Merkezi Asya da denilen orta Asya;  Moğolistan ve Sibirya’nın güneyi, bugünkü Kazakistan ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun dört cumhuriyeti Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan topraklarının büyük bir bölümünü, Afganistan’ın kuzeyini, hem Merv hem Herat’a bağlı İran Horasanı’nı, Tibet, Doğu Türkistan ve Kansu’yu ihtiva eder. Hatta Keşmir, Pakistan’ın kuzeydoğu kısmını oluşturan Pencap’ın kuzeyi, bir başka deyişle Peşaver’in de Orta Asya’ya dahil edilebileceği düşünülmüştür.

Türklerin yurdu, memleketi, eli, ili manasına gelen, Asya ile Avrupa arasında bağlantıyı sağlayan bir köprü vazifesi gören, askerî, stratejik, jeopolitik, jeostratejik bakımdan çok mühim bir mevkide bulunan, topraklarında Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Harezmşahlar gibi Türk devletleri kurulan ve İskender-i Zülkarneyn, İran, Arap, Moğol, Çin ve Rus istilâlarına maruz kalan, petrol ve gaz başta olmak üzere yeraltı-yerüstü kaynakları bakımından oldukça zengin olan Türkistan; batıda Ural Nehri ve Hazar Denizi, doğuda Altay Dağı ve Çin hududu yani Doğu Türkistan veya Kaşgar’ın doğu sınırları, güneyde İran ve Afganistan, kuzeyde Tobol ile Tomsk vilâyetleri (Sibirya) arasındaki bölgeyi kapsamaktadır. Yüz ölçümü 5.827.818 km²’dir.

Türkistan; Batı Türkistan, Doğu Türkistan, Afgan Türkistan’ı yahut Güney Türkistan, İran Türkistan’ı olmak üzere dört kısma ayrılır. Afganistan sınırları içerisinde bulunan Güney Türkistan; Afganistan’ın kuzeyinde Bend-i Türkistan ve Hindukuş sıradağları önünden Seyhun Vadisi’ne ve Batı Türkistan Çukureli’ne kadar uzanan sahayı kapsamaktadır. Önemli şehri Mezar-ı Şerif ’tir. İran topraklarında bulunan İran Türkistan’ı ise İran’ın Estarabad ve Deregiz vilâyetlerini içine almaktadır.

Batı Türkistan sahası bugün Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan topraklarını kapsamaktadır. İtil (Volga) Nehri ağzından Hazar Denizi’ne kadar uzanan Ural dağlarından Güney Sibirya’ya kadar uzanıp, doğuda Altay dağları ile güneyde Kopet Dağı, Bend-i Türkistan, Hindukuş ve Tanrı Dağları ile çevrilidir. Moğolistan, Çin, Afganistan ile de huduttur. Yüzölçümü 3.999.400 km²’dir.

Türk kavminin neşet ettiği yer, Türk tarihinin başlangıç noktası ve Uygur Türklerinin öz vatanı olan Doğu Türkistan; ‘‘Asya’nın Kalbi’’ olarak adlandırılan Türkistan’ın beş kısmından biri olup kuzeyde Rusya, batıda; Batı Türkistan’ı teşkil eden Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan, güneyde; Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet, doğuda; Çin (Kansu,  Çing-hai ve İç Moğolistan eyaletleri) ile kuzey-doğuda Moğolistan ile çevrilidir. Doğu Türkistan Türklüğün ana vatanı, Türk medeniyet ve kültürünün kaynağıdır. Türk mitolojisinin, Dede Korkut masallarının ortaya çıktığı, Kutadgu Bilig, Divanü Lügat-it Türk ve Atabetü’l Hakayık’ın yazıldığı coğrafyadır. Tarihte Doğu ile batı arasında çeşitli dinlerin, medeniyetlerin, ticaret kervanlarının ortak değişim noktasıdır.  Orta Asya’da oldukça stratejik konuma sahip olan Doğu Türkistan ˝Tarihi İpek Yolu˝nun kavşak noktasındadır. Ayrıca denizlerden çok uzak olması, yüksek dağlarla ve çöllerle çevrili bulunması hasebiyle dünyada ender rastlanan ‘‘savunma ve saldırı’’ merkezidir. Doğu Türkistan Çin için çıkış kapısı olup, Çin’in Avrasya’ya yönelik hâkimiyet tesis etme düşüncesinin kilit yeridir. Sahip olduğu özellikler dolayısıyla Doğu Türkistan’a Çin’in Ukrayna’sı denilmiştir. 1.828.418 kilometrekare yüz ölçüsüne sahip olan, bugün Kızıl Çin’in işgali altındadır. Doğu Türkistan adı 1876 Çin-Mançu istilasından sonra 1884 yılında Şin-ciang (yeni toprak) olarak değiştirilmiştir. 1949’da bölgenin komünist Çin tarafından işgalinden sonra yeni yönetim de bu adı kullanmaya devam etmiş, 1955 yılında ise Doğu Türkistan’ın resmi ismi ‘‘Şin-ciang Uygur Özerk Bölgesi’’ olarak ilan edilmiştir. Bugün Doğu Türkistan ahalisinin çoğunluğu Türk’tür (Uygurlar başta olmak üzere Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar Türk boylarıdır). Geri kalanların ekserisi Çinlidir, bir miktar Moğol, Tibetli, Tacik, Rus da vardır. Türklerin hemen hepsi ehlisünnet olup Hanefi Mezhebindendir. “Şin-ciang Uygur Özerk Bölgesi” adıyla otonomi verilen, nüfusu Çinli göçmenler hariç Çin yönetiminin bütün inkârlarına rağmen 35 milyonu geçen ve başkenti Urumçi olan Doğu Türkistan’da; Kaşgar, Aksu, Hoten, Sayram, Turfan, Urumçi (Beşbalık), Kumul (Hami), Yarkent, Gulca gibi tarihî Türk şehirleri bulunmaktadır.

Çin zulmü ve esareti altındaki Doğu Türkistan, tarihte ilk Türk devleti olarak bilinen Hun İmparatorluğu’ndan itibaren birçok Türk devletinin kurulduğu sahadır. Gök-Türk, Uygur, Karahanlı devletleri bunların en meşhurlarıdır. Ayrıca Türk ilim ve fikir hayatı için de son derece önemlidir.

Siyasi, ekonomik ve askeri yönden oldukça ehemmiyetli olan Doğu Türkistan coğrafyası; petrol, volfram (silah sanayisinde kullanılan önemli bir maden), altın, gümüş, platin, kömür (2.2 trilyon ton. Yakın zamanda Çin yönetiminin aldığı kararla Doğu Türkistan’daki kömür ocakları gelecekte enerjide oluşabilecek bir sıkıntı anında kullanılmak üzere kapatılmıştır)  ve uranyum gibi stratejik ham maddeler ve sayısız yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip bir ülkedir. Çin genelinde 148 çeşit madenin 124’ünün çıkarıldığı Doğu Türkistan, Çin’in petrol ve doğal gaz alanındaki en stratejik bölgesi haline gelmiştir. Nitekim Çin’in petrol rezervlerinin %25’ini, doğal gaz rezervlerinin ise % 28’ini barındırmaktadır. Bu oranlar Japonya’da çıkan Fuji Sankei Business Gazetesi’nin 07.09.2004 tarihli sayısında açıklanmıştır. Doğu Türkistan’ın petrol rezervleri İran ve Irak’ın rezervlerinin 10 katıdır. 910 bin km²’lik alanda petrol tespit edilmiştir. Her yıl 10 milyon ton petrol Çin’e taşınmaktadır. Buna rağmen Petrol Çin’den iki kat daha pahalıdır. Tarım Havzası (petrol rezervi 74 milyar varil), Karamay Bölgesi (yılda 1.286.000 ton petrol çıkarılmakta), Kumul-Turfan Bölgesi (petrol rezervi 75 milyon ton) Taklamakan Çölü (petrol rezervi 50 milyar ton) önemli petrol sahalarıdır. Doğu Türkistan 17.4 trilyon metreküp doğal gaz rezervlerine sahip bulunmakta ve 30 bölgeden doğal gaz çıkarılmaktadır. Özellikle Cungarya ve Tarım havzaları doğal gaz bakımından oldukça zengindir. Hububat, pamuk, ipek, halı, el zanaatları ve özellikle hayvancılık Doğu Türkistan ekonomisinin temelini teşkil eder. Maalesef kültür ve medeniyet beşiği, tarihi ana vatanımız Doğu Türkistan coğrafyasında yaşayan ve bu kadar zengin kaynaklara, imkanlara sahip Uygur Türkleri; açlık sınırında yaşamakta, duyarsız, sağır, kör dünyanın gözleri önünde hürriyetten mahrum edilmekte, insan onuruna yakışmayan zulümlere, işkencelere maruz bırakılmakta ve adeta soykırıma tâbi tutulmaktadırlar.

kaynak: http://www.millihaber.com/20110706/Orta-Asya-Satrancinda-Dogu–Turkistanin-Onemi-1.php

About admin

Leave a Reply

By admin