Home » Makale ve Analizler » DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU

DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU

Orta Asya steplerinin gerçek hâkimi olan Türk milletinin bir bölümü, bugün kendi öz yurdu olan bazı topraklarda, Çinlilerin, Rusların ve İranlıların boyunduruğu altında yaşamaya mahkum bırakılmıştır.

Orta Asya steplerinin gerçek hâkimi olan Türk milletinin bir bölümü, bugün kendi öz yurdu olan bazı topraklarda, Çinlilerin, Rusların ve İranlıların boyunduruğu altında yaşamaya mahkum bırakılmıştır. Yaşadıkları ülkelerde ikinci sınıf vatandaş muamelesine tutulan Uygur Türklerinin durumuna karşı, dünya kamuoyu tarafından sürdürülen katı ilgisizlik de, her zaman olduğu gibi devam etmektedir. Ancak daha da acı verici olan, bir takım dış odakların, Uygur kardeşlerimizin bu müşkül vaziyetinden yararlanmak istemesi, kendi menfaatleri ve politikaları için onların acılarından rant sağlamaya yeltenmesidir.

Kuzeyin uçsuz bucaksız Moğol steplerinden güneydeki Tibet platosuna, Doğu’da yer alan Kuzey ve Orta Çin ülkesinden, batıda bulunan Türk ovalarına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı yurt eylemiş olan Uygurlar bugün en temel hak ve özgürlüklerinden dahi mahrum bir vaziyette yaşamaktadır. Çin denen muammanın baskı ve tesiri altında ana dilini bile konuşamayan Uygurlar, dünya milletlerinin yaşadığı en acı dramlardan birinin başrol oyuncusu, bu insafsız zulmün mağdurudur. Ancak şeref ve namusu için yaşayan Uygur halkı, Çinlinin tazyikinden bunaldığı her vakit ayağa kalkmayı bilmiş, çelik ve baruta güvenen düşmanına karşı gerekirse çıplak eliyle mücadele etmiştir. Barın’da, Gulca’da ve Urumçi’de şaha kalkan Uygur halkı, eti ve canı pahasına da olsa, dünya kamuoyunun dikkatini Doğu Türkistan’a çekebilmiştir. Peki, Doğu Türkistan’a yüzünü dönerek onun çektiği acıları gören dünya, gerçekte ne yapabilmiş, ne yapmak istemiştir? Evet, bugün birçok ülkede Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin çektiği zulme duyulan öfke kabarmış ve Uygur’un cesareti, yüreğinde merhamet taşıyan herkesin takdirine mazhar olmuştur. Peki, Uygur kardeşlerimizle kurulan empatinin ve onlara karşı duyulan merhametin tamamen samimi olduğunu söylemek mümkün müdür? Son dönemde yaşan bazı gelişmeler ve diasporadaki Uygur kardeşlerimize yapılan türlü haksızlıklar, Uygurların yaşadığı bu dramın büyük devletler tarafından sömürüldüğünü, bu ülkelerin Çin karşısındaki menfaatleri uğruna kullanıldığını göstermektedir.

            Washington’da yapılması planlanan, onurlu davalarını dünya üzerindeki çeşitli ülkelerde sürdüren Uygur kardeşlerimizin katılacağı toplantılar öncesinde Amerikalılar tarafından yapılan haksızlıklar dikkate alındığında, büyük devletlerin Doğu Türkistan sorununu nasıl kendi menfaatleri için kullandığı da anlaşılmaktadır. Böyle bir toplantının getireceği sesin ve Çin tarafı üzerinde yaratacağı etkinin farkında olan ABD, Uygur dünyasının önde gelen isimlerinden Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir’e tam destek vereceğine söz vermiş; ancak bu konuyu Çin ile sürdürdüğü ilişkilerde bir koz olarak kullanmış ve asıl istediğini elde eder etmez Uygurları yüzüstü bırakmıştır. İlk başta, böylesine önemli bir toplantının getireceği maddi külfeti de üzerlerine alacağını açıklayan Amerikalılar, Çin’in ABD ile yaptığı ticari anlaşmaların ardından toplantıyı artık finanse edemeyeceklerini, Uygurların kendi başlarının çaresine bakması gerektiğini belirtmişlerdir.

Haksızlıklar bununla da sınırlı kalmamıştır. Uygur davasına ivme kazandıracak ve kardeşlerimize büyük bir güç verecek olan bu toplantılar öncesinde, katılımcı Uygurlara vize verilmesi konusunda her türlü kolaylığı yapacağına söz veren ABD’li yetkililer, ABD Başkanı Barack Obama ile Çin Devlet Başkanı Hu Jintao arasındaki görüşmelerin ardından çark etmiştir. Bu durumun altıda yatan temel sebep; Çin’in, ekonomik durumu bozulan ABD tarafından çıkarılan tahvillere yatırım yapacağına dair açıklamalarıdır. Mali açıdan zor günler geçiren ABD, ekonomik olarak giderek güçlenen Çin’den destek almak için Uygurları bir koz olarak kullanmaktan kaçınmamaktadır. Uygurların toplantıya gelmelerini engellemek için, yurt dışındaki ABD temsilcilikleri tarafından adeta karşı bir savaş başlatılmıştır. Amerikalılar, Uygur kardeşlerimizin önemli bir kısmının vize başvurusunu da reddetmiş, toplantının finansmanı için söz verdiği maddi desteği çekmiştir. Ortada kalan Uygurlar, sorunları aşmak için kendi kaynaklarını kullanmaya karar vermiş, ancak normal zamanda maddi yardımlarını esirgemeyen ABD menşeli vakıflar da, yetkililerin bastırması sonucu Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi geri çevirmişlerdir. Yani Uygur kardeşlerimiz, kendileri açısından hayati önem taşıyan bu toplantılar öncesinde yapayalnız bırakılmıştır. Tüm bunlar, Uygur kardeşlerimize gösterilen ilginin ne kadar samimiyetsiz olduğunu, Çin’den istediklerini elde edene kadar ilgisini esirgemeyenlerin, işleri bittikten sonra nasıl da çark ettiklerini, velhasıl kelam; Uygur kardeşlerimizin safiyane davalarının, nasıl böyle kirli ve melun bir siyasi tezgâha alet edildiğini göstermek bakımından ibret vericidir.

            Uygur kardeşlerimize yapılanlar karşısında bir kez daha isyan ediyoruz. Uygur kardeşlerimizi başka yerlerde hacet aramaya terk edenler olarak bizler ve bütün Türk dünyası bu durumun asli sorumlularıyız. Bundan sonraki dönemde Türk dünyası üzerine oynanan oyunlara dikkat etmeli, gelişmelere çok daha geniş bir perspektiften bakmalıyız, birbirimizden yardımlarımızı esirgeyerek, en yakınlarımıza çareyi başka yerlerde aratmak zorunda bırakmamalıyız.

Erkin TURSUNCAN

http://www.canaz.tv/haber/11722-meqaleler-dogu-turkistan-sorunu.html

About admin

Leave a Reply

By admin