Home » Haberler » İnsan Haklarını İzleme Örgütü: Çin Uygur Bölgesinde Bastırma Politikasını Süreklileştirdi 23.01.2012

İnsan Haklarını İzleme Örgütü: Çin Uygur Bölgesinde Bastırma Politikasını Süreklileştirdi 23.01.2012

Amerika’daki İnsan Haklarını İzleme Örgütü yıllık rapor yayınlayarak, 2011 yılı süesince Çin’de insan hakları konusunda gerileme görüldüğünü ileri sürdü.

 EFA-İnsan Hakları İzleme teşkilatının Asya İşleri sorumlusu Bayan Sofya Richardson Uygur Yüksek İstişare Toplantısının Amerika Devlet meclisindeki Açılış töreninde konuşma yaptı.2 Mayıs 2011

Raporda, Doğu Türkistan’ın durumuna da özellikle yer verilmiş olup, Çin makamlarının “Toplumsal barışı koruma” adı altında Doğu Türkistan’da bastırma politikasını süreklileştirdiğine vurgu yapılıyor.

            İnsan Haklarını İzleme Örgütünün 2012 yılı “Dünya insan hakları Raporu” 22 Ocak günü yayınlandı. Raporda dünyanın birçok yerlerindeki devletlerin 2011 yılındaki hak ve hukuk alanındaki seyri gözden geçirilmiştir.

            Raporun Çin’e yöneltilen bölümünde Çin’in insan hakları alanındaki durumu hakkında izahat verilerek şöyle denilmektedir; Çin hızlı ilerlemekte olan içtimai-iktisadi değişimlere karşı halde, halen tek partili müstebit devlet olma halini muhafaza etmektedir. Çin’de konuşma ve ifade özgürlüğü, özgür örgütlenme ve dini inanç özgürlüğünü kesin olarak yasaklamaya yönelik tedbirleri uygulanmaktadır.

Çin’in 2011 yılındaki insan hakları durumunu kısaca resmeden İnsan Haklarını İzleme Örgütündeki Asya işleri sorumlusu Bayan Sofya Richardson Çin’in bu cihette gerileme gösterdiğini bildirdi.

O şöyle dedi: Bizi endişeye sevk eden konu şu oldu ki, Çin uluslararası kıstaslar gereğince yasal ıslahatlar yürüterek, önüne bakarak yürümenin yerine, birçok yönlerden gözle görülür derece gerileme sergiledi. Özellikle de bunlar kendisini tenkit edenleri ortadan kaldırma şeklinde tezahür etti.

Raporda Çin’in toplumsal barışı bahane ederek, Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan’da hukuku suiistimal etmekte olduğu ve bu bölgelerde “yukarı seviyelerdeki baskı politikası” yürütmeyi süreklileştirdiği ortaya konulmuştur.

            Raporun Uygurlara yöneltilen kısmında 2009 yılındaki “5 Temmuz gösterisi” nin Doğu Türkistan’ın günümüzdeki durumuna halen de etki etmekte olduğu otaya konulmuştur.

            Raporda şöyle deniliyor: Hükümet gösteriden sonra tutuklanan Uygurların tutuklanma sebeplerini açıklamadı veya tutuklulara uygulamakta olduğu ileri sürülen sert işkence ve fiziki cezalar üzerine inceleme yürütmedi. Bu konudaki ipuçlarını tutukluların Çin dışında yaşamakta olan yakınları şahitlik ederek ifşa etmişlerdi.

            2009 yılından sonra Doğu Türkistan’da tutuklanan Uygurlar hakkındaki haberleri toplama işlerinin oldukça zor olduğuna işaret eden Bayan Sofi Richardson şöyle dedi: Biz 2009 yılındaki 5 Temmuz gösterisinden sonra onlarca iz-emaresi bulunmayan tutuklular hakkında belgeler elde etmiştik. Biz ve hatta bizim münasebet kura geldiğimiz bu tutukluların yakınları da onların daha sonraki durumları hakkında hiçbir şey öğrenemedik.

            Raporda yine mezkûr olayla ilişkilendirilerek açıkça yargılanan az sayıdaki Uygurlar üzerinden açılan propaganda karakterli yargılamalarda da yasal düzenlemelere saygı gösterilmediği ortaya konulmuştur.

            Raporda 2011 yılı 18 Temmuzda Hoten’de meydana gelen “Navağ Olayı”, 30-31 Temmuzda Kaşgar’da meydana gelen “Yeni Pazar Olayı” hakkında haberler verilmiş ve hükümet dairelerinin olayın ortaya çıkış sebebini basit bir şekilde anlattığı ileri sürülmüştü Raporda şöyle deniliyor: Hükümet daireleri her iki olayı asabiyetçi İslamcıların üzerine attı. O yıl ağustos’un ortalarında daireler yine “Sert darbe vurma hareketi” yürüterek “zorba terörist güruhları yok ederek, toplumsal barışı güvence altına almaya yeltendi” dedi

            Rapor hükümetin o yıldaki hareketler vasıtasıyla milli aşağılama politikasını gizlice desteklediğine işaret ediliyor. Raporda şöyle deniliyor: Hükümet terörizm ve bölücülüğe karşı durma hareketlerinin maskesi altında Uygur ve daha başka azınlık milletlere yöneltilen geniş çaplı milli aşağılama sistemini devam ettirdi.

            Raporda yine, Çin dairelerinin milli kimlik ve dini inanca yöneltilen yasaklamaları daha keskin hale getirdiği, siyasileştirilen tutuklamaları yine sürdürdüğü ortaya konulmuştur.

            Bu konu üzerinde duran Bayan Sofya Richardson: Geçen yıl sinkiangda(Doğu Türkistan)meydana gelen birkaç olay, özellikle de Kaşgar ve Hoten’de meydana gelen olaylara bakarak şunu söyleyebiliriz ki, Çin hükümetinin mezkûr bölgelerde baskı karakterli yöntemler kullanmakta olduğu bizi çok büyük endişeye sevk etmektedir.

            Raporda Çin’in 2010 yılı “Sinkiang çalışma toplantısı” düzenleyerek ekonomiyi iyileştirmek istediği, bunun yerli etnik milletlerin daha da dışlanmasını getireceği, Kaşgar tarihi şehir bölgesinin yıkılarak, çok sayıda Uygurların mecburi olarak göç ettirildiklerine işaret ediliyor. 

            Raporda Şöyle deniliyor: Çok sayıda Uygur halk Çinli nüfusun çoğunluk hale gelme ihtimali bulunan bu yeni şehirlerden mecburi olarak çıkartıldılar veya başka yerlere nakledildiler.

            İnsan Haklarını İzleme örgütü uluslar arası kamuoyunda nüfuzlu insan hakları örgütlerinden biri olup, her yıl insan hakları raporlarında Uygurlara özel olarak yer vere gelmektedir. RFA-Cüme

  Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan

Mehmet Emin Batur.www.hürgökbayrak.com

About admin

Leave a Reply

By admin