Home » Makale ve Analizler » Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Kürsüsü’nden okuduğu Boraltan Köprüsü ağıtının şairi Murat Darga işte böyle bir ortamda facianın ayak seslerinden duyduğu rahatsızlığı ‘Sanatçı duyarlılığıyla’ adeta haykırıyor.

Doğu Türkistan’da yeni bir Boraltan faciası yaşanmasın

Türk dünyasının en hazin coğrafyası Doğu Türkistan’da, Tayland’ın Pekin yönetimine teslim etmeye hazırladığı 130 Uygur Türk için endeşe dolu bekleyiş devam ederken, konuya duyarlı çevrelerin yoğun tepkisi sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Kürsüsü’nden okuduğu Boraltan Köprüsü ağıtının şairi Murat Darga işte böyle bir ortamda facianın ayak seslerinden duyduğu rahatsızlığı ‘Sanatçı duyarlılığıyla’ adeta haykırıyor. İstanbul Gazetesi’nde Şamil Kucur’a bu konuda bir röportaj veren Darga bakın neler söylemiş?

UYGUR TÜRKLERİNE  DE, YENİ BİR ‘BORALTAN KÖPRÜSÜ FACİASI’ YAŞATILMASIN

Murat Darga, şair, yazar, ressam… Sultan II. Abdülhamid’in Mabeyncibaşısı Mehmet Emin Bey’in torunu. Ancak, onun pek bilinmeyen, daha doğrusu ona ait olan ama ona ait olduğu pek bilinmeyen bir şiiri ile Türk tarihinde bir facia tekrar gündemde yerini almıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı zamanında partisinin grup toplantısında yaptığı bir konuşmasında İsmet İnönü devrinde, ‘Boraltan Köprüsü Faciası’ olarak tarihe geçen acı olayı anlatırken ‘bu günlere gelen ağıt’ olduğunu belirterek okuduğu şiirin, şairi Murat Darga ile Boraltan Köprüsü Faciası ile ,lgili yazdığı ve daha sonra da Sanatçı Esat Kabaklı tarafından bestelenen ve albümünde yer verdiği şiiri hakkında görüştük. Bir süredir Doğu Türkistan’dan kaçarak, hür dünyaya geçmek isterken Tayland’da yakalanan ve Çin yönetimi baskısı ile  Çin’e iadesi tartışmalarının yaşanmakta olduğumuz bu günlerde, Şair, Yazar ve Ressam Murat Darga, insanlık ve Türk tarihinde kara bir leke olarak kalacak bir, ikinci Boraltan Faciası daha yaşanmaması için, Türkiye’nin başta olmak üzere, dünyadaki bütün politikacıların ve  insan hakları kuruluşlarının, bu olası cinayetin önüne geçilebilmesi için , acil adımlar atılması gerektiğini söyleyerek, vicdanlara seslendiği röportajı ilgi ile okuyacaksınız.

Bu facia, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakanlığı zamanında yaptığı bir konuşmada, bir anlamda gündeme geldi ve kamuoyu bilgi sahibi oldu. Peki neden bilinmiyordu bu hadise?
Efendim, bizim yakın tarihimiz de olsun, genel tarihimiz de olsun, ne, nekadar ve ne derece doğru biliniyor ki? Mesele Türk olunca, Türk Dünyası olunca, Türk tarihi olunca, ne hikmet ise gözler görmez, kulaklar duymaz, kalemler yazmaz oluyor.  Bu hadise gerçekten bizim için de, Azerbaycan Türkleri için de unutulmaz yaralar açan ve üzüntüye sebep olan bir faciadır. Ancak, bu ve benzeri konuları iç politika malzemesi yapmak yerine, bir tarih şuuru ve insanlık adına bir  bakış açısı ile yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.
darga

TARİHİMİZDE BİLMEDİĞİMİZ ÇOK ACI HADİSELER VAR

Peki siz, bu faciadan nasıl bilgi sahibi oldunuz?

Ben her zaman araştırmacı bir yapıya sahip olduğum ve sürekli okuyan bir insan olduğum için, bu facia hakkında sadece küçücük bir bilgi olarak rastlamıştım yıllar önce. Fakat ilgimi çekmişti ve zannedersem 1979 yılında başrolünü Cüneyt Arkın’ın oynadığı ve büyük yankı uyandıran ‘Güneş Ne zaman doğacak’ adlı filimde de bu ve benzeri bir konu anlatılıyordu, o filmde. Daha sonra u konu Azerbaycan Türklerinden Şair Elmas Yıldırım tarafından da ele alınmış ve bir şiir yazdığını, araştırmalarımda görmüştüm. Ancak, insanlık ve uluslar arası ilişkiler bir yana Türk tarihi açısından bizi son derece ilgilendirmesi gerektiğini düşündüğüm bu konu hakkında, kamuoyunda genel olarak yeterli değil, adeta hiç bilgi yoktu. Zaten Türk Dünyası ve Türk tarihi, edebiyatı ana ilgi konum olduğu için, Boraltan Köprüsü faciası hakkında araştırmalar yaparken, bu üzücü olay beni çok etkiledi ve ‘Boraltan Köprüsü’ adlı şiirimi yazdım. Daha sonra bu şiirim Sanatçı Esat kabaklı tarafından bestelendi ve albümünde yeraldı.

ERDOĞAN’IN, TBMM’DE OKUDUĞU ŞİİR BANA AİTTİ

Yani  Erdoğan’ın, grup toplantısında yaptığı konuşmasında ‘o günlerden bu günlere kalan ağıt’ olarak ifade ettiği ve okuduğu o şirin şairi sizsiniz öyle mi?
Evet, sayın Erdoğan’ın TBMM’de, partisinin grup toplantısında yaptığı ve daha sonra da, başka çeşitli platformlarda da, Boraltan Köprüsü faciasını anlatırken, okuduğu o şiir bana aittir. Zannediyorum, kendilerine bu hadise iletilirken, bir bilgi eksikliği, bir bilgi yanlışlığı ile bana ait olan bu şiir, ‘o günlerden, bu günlere gelen ağıt…’ şeklinde, kendileri tarafından ifade edilerek okunmuştur. Önemli olan bu acı olayın, gündeme getirilmiş olmasıdır. Ancak, benim düşüncem, tarihimizde bu ve benzeri pek çok hadiseler yaşanmıştır. Ümit ederim ki tekrar yaşanmasın. Ancak, bir yazar, bir şair ve ressam hassasiyetim ile benim, iktidar ya da muhalefet partilerinden ve politikaclılardan, ricam şudur ki; Bu tür insanlık ve tarihimiz açısından yaşanmış acı olaylar, facialar iç politika malzemesi olarak kullanılmasın. Acı, eğer acı ise hepimizin acısı, facia eğer yaşanmış ise bir daha yaşanmaması için, ortak akıl  ve vicdan ile yaklaşmak ve bu tür hadiselerin tekerrür etmemesi için gayret etmek gerektiğini düşünüyorum.

TÜRK VE İNSANLIK TARİHİNDE KARA BİR LEKE

Boraltan Köprüsü faciasını nedir? Anlatır mısınız, neler yaşanmıştı?

Boraltan Köprüsü Faciası, Türk tarihi ve insanlık adına gerçekten, son derece üzüntü verici bir hadisedir. Türkiye’de İsmet İnönü, Sovyetler Birliği’nde de Stalin’in olduğu bir dönemde, 1945 yılında, Sovyetler Birliği ve Stalin baskı ve zulümlerine dayanamayan,  146 Azerbaycan Türkü, sınırı Boraltan Köprüsü’nden geçerek,  bir Türk karakoluna sığınırlar.  Sovyet yönetimi bunun üzerine, sığınmacıların Sovyet vatandaşı olduğu iddiası ile o Türklerin iadesini talep ederler. Karakolda hem askerler, hem de sığınmacılar arasında gergin bir bekleyiş sürer.  Ya Sovyetlerin iade talepleri yerine getirilecek ki, bu talep yerine getirilir ise O Türklerin öldürülmesi demekti. Ya da Türkiye kabul edecek ve Türk topraklarında kalacaklardı. Fakat sığınmacıların ümit ettiklerinin aksine, hayal kırıklığı yaşadıkları bir haber gelecektir.  Sığınmacıların derhal Sovyet askerlerine iade edilmesi emrinin gelmesi ile karakoldaki askerler ne yapacaklarını şaşırırlar ama emir kesindir. Sığınmacı Türkler, iade edildikleri taktirde köprüyü geçer geçmez kurşuna dizilecekleri söyleseler de, bir şey değişmeyecektir. Bunun üzerine sığınmacılar, ‘bizi siz öldürün, hiç olmazsa Sovyet askerinin elinde değil de, öz Türk toprağında Türkiye’de ölelim’ deseler de, değişen bir şey olmayacaktı. Geldikleri gibi sığınmacılar yine, Boraltan Köprüsü’nden gruplar halinde, Türk askerleri tarafından köprüden geçmeye zorlanırlar. Ve korkulan olur, daha ilk gurup köprüyü geçer geçmez, Türk askerlerinin ve diğer sığınmacı Türklerin gözleri önünde kurşuna dizilerek şehit edilirler.  Karakol komutanı şaşkınlık ve üzüntü ile derhal teslimatı durdurur ve yaşananları Ankara’ya bildirir.  Ancak, Ankara’dan gelen emir kesindir. ‘Ya iade edeceksiniz, emri yerine getireceksiniz ya da vatan hainliği ile yargılanacaksınız.’ Gelen bu yeni emir üzerine, çaresizlik içindeki sığınmacı Türkler, postalları ve üzerlerindeki değerli eşyaları ne var ise Türk tarafında bırakırlar ve ‘bunları bari siz kullanın’ derler ve Boraltan Köprüsü’ne doğru, ölüme doğru adım adım ilerler. Türk askeri büyük bir üzüntü içersindedir ama yapabilecekleri de bir şey yoktur. Kardeşleri köprüyü geçerken, onlar ise olanları görmemek için arkalarını döneceklerdi. Ve sığınmacılar kurşun seslerinden az önce duyulan bir ses yürekleri dağlayacaktır:  “Varsın ölen biz olalım, yaşasın Türkiye.”  Ve ne yazık ki, eğer biz güçsüz olursak, daha çok Boraltan Köprüsü Faciaları yaşanacaktır. Taylan’da Çin’ iade edilmesi gündemde olan Uygur Türkleri gibi…

TAYLAND’DA TUTULAN UYGUR TÜRKLERİNİN İADESİ VE KATLİNE ENGEL OLALIM

Bir konuşmanızda, Tayland’da yakalanan Doğu Türkistanlıların, Çin’e iade edilmesinin önüne geçilmesi ve ikinci bir Boraltan Facası yaşanmasının önüne geçilmesi gerekir’ dediniz.
Evet, Boraltan’da 146 Azerbaycan Türkü Sovyetlere iade edildi ve göz göre göre, kurşuna dizilerek şehit edildiler. Bu günler de gündemde olan, Taylan’da yakalanan, Doğu Türkistanlı eğer bilgi doğru ise çoğunluğu kadın ve çocuk olan 246 Uygur Türkü, Çin tarafından iadeleri istenmektedir.  İade edilmeleri demek, yani kurşuna dizilmeleri, iade edilmeleri demek idam edilecekleri demektir. Zaten eğer internet sayfalarında bakarsanız Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı işgal ve soykırım politikaları ortada iken, bu 246 masum Uygur Türkünü de dünyanın gözü önünde ne yazık ki rahatça katledecekleri ortadadır. Ben ikinci bir Boraltan Köprüsü faciası daha yaşanmasın derken, öncelikle din, dil, kültür, tarih bağımız olan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin bu dramını kamuoyuna duyurabilmek adına söyledim.

Peki Türkiye’de, kamuoyunda Taylan’daki Doğu Türkistanlıların, herhangi bir adım atılmadığı taktirde olası bir katliamdan haberi olduğunu düşünüyor musunuz?

Maalesef az önce de ifade etmeye çalıştığım gibi, mesele Türk olunca, Türkler ile ilgili olunca, nedendir bilinmez ve anlaşılması da bir türlü mümkün değil. Yani bu sadece Doğu Türkistan’a yılardır Çinlilerin uyguladıkları işgal, asimilasyon ve yok etme politikaları da dahil, Ortadoğu’da Irak ve Suriye’de Türkmen kardeşlerimize olan ilgisizlik ve duyarsızlık, aynı şekilde Tebriz yani Güney Azerbaycan’daki İran-Fars baskısı, Ermenistan’ın  Azerbaycan’a bağlı Karabağ’ı Rus destekli olarak işgal etmesi, Hocalı’da Azerbaycan Türklerine uyguladıkları soykırım, son olarak Rusya’nın Kırım’ı önce askeri işgale, sonra da hukuksuz olarak işgal etmesi, sonrasında Kırım Tatar Türklerinin yaşadığı zorluklar. Yani bir bütün olarak batlığımız zaman, dün de, bu gün de ülkemizde Türk Dünyası ve Türk tarihi ile ilgili yeterli ilgi hiç olmadı ve bu gün de yok. Ama ilgisizlik ve vurdumduymazlık, sonucunda çemberin daraldığını görmemek de mümkün değil.
Aydınlatıcı ve milli hasiyetlere vurgu yaparak verdiğiniz bilgiler ve paylaşımlar için teşekkür ederim.

Efendim, Türk Milletinin dünyada çeşitli coğrafyalarda yaşadıkları ve ne yazık ki tarihin tekerrürü ile adeta yine kan ve göz yaşı döktükleri günler yaşıyoruz. Düşüncelerimizi ifade edebilme imkanı tanıdığınız için ben sizlere çok teşekkür ediyorum.

BORALTAN KÖPRÜSÜ AĞIT ŞİİR
Şair: Murat Darga

Boraltan bir köprü,
Aşar geçer aras’ı,
Yuğsan aras suyuyla,
Çıkmaz yüzün karası.

Karası, karası,
Merhamet fukarası,
Karası, karası,
Merhamet fukarası.

Düşman bekler karşıda,
Önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda,
Kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri,
Merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız,
Şu gavurun yerine.

TÜRKİSTAN MARŞI
Şair: Süleyman Çolpan

Güzel Türkistan senge ne boldu
Sebep vakitsiz güllerning soldu
Çemenler berbad kuşlar her feryad
Hemmesi mahsun bolmaz mı dil şad
Bilmem ne içün kuşlar uçmaz bahçeleringde

Birligimizning teprenmes tagı
Ümdimizning sönmez çıragı
Birleş ey halkım kelkendür çagı
Bezensin imdi türkistan bagı
Kozgal halkım yeter şunca cevrü cefalar

Al bayrağıngni kalbim oygansın,
Kulluk esaret barçası yansın
Kur yengi devlet, yavlar örtensin,
Ösib Türkistan kaddın kötersin
Yayrab, yaşnab öz vetening gül bağlarida

( Türkiye Türkçesi ile… )
Güzel Türkistan sana ne oldu
Seher çağında güllerin soldu

Çemenler berbad, kuşlarda feryad
Hepsi bir mahzun olmaz mi dilşad.
Bilmem niçin kuşlar ötmez bahçelerinde
Birliğimizin sarsilmaz dağı
Ümidimizin sönmez çerağı
Birleş ey halkım gelmiştir çağı
Bezensin şimdi Türkistan bağı
Uyan halkım bitsin artık bunca zulümler
Bayrağını al kalbin uyansın
Kulluk, esaretin herşeyi yansın
Kur yeni devlet düşmanlar ürksün
Yüce Türkistan göklere değsin
Yayıl yeşer öz vatanın gül bağlarında

About admin

By admin