Home » Haberler » Çin Başkonsolosluğu önünde protesto

Çin Başkonsolosluğu önünde protesto

Urumçi’de 2009 yılındaki olaylar Çin Başkonsolosluğu önünde yapılan eylemle protesto edildi.

Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği’nin organizasyonuyla gerçekleşen eylem için saat 11.00 sıralarında Tarabya’da bir araya gelen grup, Çin Başkonsolosluğu’na doğru yürüyüşe geçti. Ellerinde Türk ve Doğu Türkistan bayrağı ile 10 yıl önce meydana gelen olaylarda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını taşıyan grup üyeleri, yürüyüş boyunca sloganlar attı.

Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği adına, başkonsolosluk önünde basın açıklamasını okuyan Hidayet Oğuzhan, “Urumçi katliamı olarak bilinen bu kanlı olayda binlerce Uygur Müslüman şehit edilmiş ve haksız olarak gözaltına alınan on binlerce kişiden yıllar geçmesine rağmen günümüze dek bir daha haber alınamamıştır. Urumçi katliamından sonra tutuklanan masum insanlarımıza savunma hakkı dahi tanınmadan toplu halde düzmece mahkemelerde yargılanmak suretiyle idam edilmişlerdir” denildi. Basın açıklamasının ardından ölenler için okunan duadan sonra eylem sona erdirildi. Eylem nedeniyle Çin Başkonsolosluğu önünde ve çevresinde geniş güvenlik önlemi alındı.

Doğu Türkistan STK’lar Birliği adına basın açıklamasını okuyan Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan, yetkili merciler ve uluslararası kurumlara seslenerek Doğu Türkistan’da yaşananların artık görülmesini istedi.

Oğuzhan, “26 Haziran 2009 tarihinde dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Urumçi’de resmi bir ziyarette iken Çin’in Şauguan şehrinde 800 Uygur kız ve erkek işçinin çalıştığı fabrikanın işçi evleri, 4 binden fazla Çinli tarafından basılarak çok feci bir şekilde katliama maruz bırakılmıştı. Bu baskında çok sayıda masum Uygur kız ve erkek kardeşimiz şehit edilmiş veya kendilerinden bir daha haber alınamamıştı. Bu kanlı olayın korkunç videoları sosyal medyada Çinliler tarafından paylaşılması üzerine yaşananlara tahammül edemeyen aydın ve üniversite öğrencileri, Urumçi sokaklarında barışçıl bir yürüyüş ile hükümet konağına toplanıp, katiller ve tetikçilerin yakalanarak cezalandırılmasını istemişlerdir.” dedi.

“Masum insanlarımız düzmece mahkemelerde idam edilmişlerdir”

5 Temmuz’da Urumçi’de gerçekleşen protestolara Çin güvenlik güçlerinin vahşice müdahalesi tüm dünyada tepkiyle karşılandığını ve uluslararası kamuoyunun dikkati bir kere daha bölgeye çevrildiğini hatırlatan Oğuzhan, “Urumçi Katliamı olarak bilinen bu kanlı olayda binlerce Uygur Müslüman şehit edilmiş ve haksız olarak gözaltına alınan on binlerce kişiden yıllar geçmesine rağmen günümüze dek bir daha haber alınamamıştır. Urumçi katliamından sonra tutuklanan masum insanlarımıza savunma hakkı dahi tanınmadan toplu halde düzmece mahkemelerde yargılanmak suretiyle idam edilmişlerdir. “şeklinde konuştu.

“Urumçi katliamından sonra gerçekleşen İlişku katliamında 3 bin kişi şehit edildi”

Oğuzhan, “5 Temmuz Urumçi Katliamı sonrası başta Türk-İslam dünyası olmak üzere uluslararası toplumun Doğu Türkistan’da yaşanan katliamlar, baskı, zulüm, ırkî aşağılama, asimilasyon etnik ve kültürel soykırım ve diğer bütün insan hak ihlalleri ile ilgili hiçbir adımın atılmaması, Doğu Türkistan diasporasının talep ettiği araştırma ve soruşturmaya yönelik yeterli baskı oluşturulamamasından cesaretlenen Çin yönetimi bölgede baskı ve zulmün sınırlarını her geçen gün arttırmaya, aradan geçen 10 yılda 5 Temmuz’a benzer toplu kıyım ve katliamlar yapmaya devam etmiştir. Bu katliamların başında 26 Haziran 2013 Aksu Lükçün ve 28 aynı Haziran Ayı’nda Hoten Han Irık’ta Çinli polislerin yaptığı bir operasyonla yaşanan büyük katliam gelmektedir. 5 Temmuz 2009 Urumçi katliamı sonrası yapılan en büyük soykırım teşebbüsü ise Yarkent ili İlişku katliamıdır. Bu katliamda İlişku’nun iki beldesinde 3 bin civarında masum kardeşimiz şehit edilmiştir.” dedi.

“Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp tutsak etmiştir”

Şi Cinping’in 2050 Çin Rüyası hedeflerine ulaşmak için Çin’de başlattığı büyük projenin Doğu Türkistan’daki işleyişi Doğu Türkistan halkı için adeta cehennem projesi olarak yansımıştır.” diyen Oğuzhan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Şi Cinping Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik önceki dönemlerden beri devam eden soykırım, din ve inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, doğum yasakları, Çinli yerleşim göç politikası, dil ve kültürel asimilasyonla Çinlileştirme politikaları yeterli sayılmadığı, bu işin önemine nazaran Doğu Türkistan’daki asimilasyon ve Çinlileştirme politikasının hız kazandırılması için Doğu Türkistan’a özel yetkilerle donatılmış yeni genel vali ve çkp genel sekreteri tayin edilmiştir. Şu an Doğu Türkistan’da Çin tarafından son iki yıldır başlatılan kültürel ve etnik soykırım icraatları 40 milyonluk bir toplumun topyekûn imha ve mankurtlaştırması esasında yürütülmektedir.

Çinlileştirmeyi hızlandırmak için ana okuldan itibaren Çince eğitim, Çince yemek, Çince giyim kuşam ve Çin kültürüne özendirme etkinlikleri gibi birtakım adımlar çok keskin ve zorunlu bir şekilde yürütülmektedir.

Doğu Türkistan’ımızda şu an işgalci Çin 5 milyondan fazla kardeşlerimizi süresi belirsiz bir şekilde sözde terbiye kampı olarak adlandırılan Çin Nazı kamplarında tutarak beyin yıkama ve sindirme siyasetiyle Çinlileştirmeye çalışmaktadır. Doğu Türkistan halkının direncini kırmak ve zihinsel olarak yenilgi ve umutsuzluğu aşılamak olmaktadır. Uygur milletinin psikolojisine baskı uygulayan birtakım beyin yıkama çalışmalarını tamamen gayri insanı bir biçimde bütün insani hak ve hukuku çiğneyerek tam hız yürütmektedir. Bu maksat için bütün Doğu Türkistan’ın her yerinde ‘Islah ve Terbiye Merkezleri’ ‘meslek edindirme merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp tutsak etmiştir.”

“Gereken yapılmazsa Çin dünya için bir tehdit haline gelir”

Uygur, Kazak ve Kırgız olmak üzere bütün Doğu Türkistan toplumunun büyük bir kısmı Çin nazı kamplarında esir tutulurken diğer taraftan sözde “kardeş aile” projesiyle Çinli göçmen erkeklerin evlerine yerleştirdiğini hatırlatan Oğuzhan, son olarak şu ifadelere yer verdi:

“Toplumun önde gelen aydın akademisyen, araştırmacı bilim adamları, dini âlimler, İş adamları, ünlü halk sanatçıları, Sporcular ve kanaat önderlerinden binlerce kişi tutuklanarak Nazi kamplarına mahkum ettiler. Bu iki sene içerisinde çok sayıda akademisyen ve dini âlimlerimiz oralarda şehit edilmiştir. Bugün buradan siz değerli basın mensupları vasıtasıyla, demokrasi havarilerine, insan hakları savunucularına, tüm dünya uluslarına, uluslararası kurum ve kuruluşlara sesleniyoruz. Eğer iddia ettiğiniz gibi demokrasi ve insan hakları güçlüden değil haktan yana ise Doğu Türkistan’da yaşananları artık görün. Şayet bu durumu görmez ve gereğini yerine getirmezseniz yakın bir gelecekte Çin sizin başınıza da musallat olacak ve dünyaya büyük bir tehdit oluşturarak ortaya çıkacaktır. Emin olun, şayet gereken önlemler alınmaz ise yaşanmış, yaşanan ve muhtemel yaşanacaklardan sizler de en az zalim Çin iktidarları kadar payınıza düşeni alacaksınız.

Basın açıklamasının ardından bir konuşma yapan HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük, “Doğu Türkistan’ı konuştuğumuzda sadece bir toprak parçasını konuşmuyoruz. Bu toprak parçasında Çin’in İslamsızlaştırma projesini konuşuyoruz. Doğu Türkistan’ı konuştuğumuzda sadece orada özgürlük mücadelesi veren kadim bir halkı konuşmuyoruz. Aynı zamanda izzetin, şerefin, haysiyetin ve özgürlük mücadelesini vermeye çalışan bir halkı konuşuyoruz. İstanbul sokaklarında gördüğünüz tüm Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz orada verdikleri mücadelenin izzetli duruşunu burada da sergiliyorlar. Çin Doğu Türkistan’da yürekleri işgal etmeye çalışıyor. Evlerine Çinlileri yerleştirerek izzetlerini ayaklar altına almaya çalışıyorlar.” diye konuştu.

About admin

By admin