Home » Haberler » Hidayet Oğuzhan’ın 11.Dünya Doğu Türkistan Kardeşlik Buluşması açılış konuşması

Hidayet Oğuzhan’ın 11.Dünya Doğu Türkistan Kardeşlik Buluşması açılış konuşması

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği başkanı Hidayet Oğuzhan’ın açılış konuşması tam metni

11.Dünya Doğu Türkistan Kardeşlik Buluşması Doğu Türkistan Milli Birlik Şurası

Bugün “11. Dünya Doğu Türkistanlılar Kardeşlik Buluşması”  2.“Doğu Türkistan Milli Birlik Şurası”na Türkiye’den ve dünyanın çeşitli ülkelerinden aramıza teşrif eden tüm kardeşlerimize şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgi ve saygılarımı iletiyor ve hepinize hoş geldiniz diyorum.

Cemiyetimiz 2009 yılında merhum üstad Abdulhakimhan Mahdum ve kanaat önderlerimizden Abdulkadir yapçan Hocalarımızın destek ve himayeleri ile başlayıp süre gelen, Dünyanın farklı ülkelerinden Doğu Türkistanlı aydın, akademisyen, ulemalarımız, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve davamıza gönül vermiş hizmet kervanının Kıymetli İnsanlarının katılımıyla, Dünya Doğu Türkistanlılar Kardeşlik Buluşma Kamp faaliyetini düzenli olarak tertip ede gelmekteyiz.

2009 da başlattığımız Dünya Doğu Türkistanlılar Kardeşlik buluşmasının ilk başladığı günlerde Urumçi katliamı ile sarsılmış olsak da, Allaha hamd olsun Doğu Türkistan davası adına, yurt dışındaki Doğu Türkistan toplumu ve davayı omuzlayan teşkilatlarımızın mevcudiyetini ve etkisini arttırmak için, gerekli olan kardeşlik ve birliğin devam etmesi için, sürdürdüğümüz bu kardeşlik meşalesini sebat ve kararlılık ile günümüze dek başarıyla taşıma bahtiyarlığını yaşamaktayız.

10 senedir coşku ve heyecanımızdan hiçbir şey kaybetmeden,  daha da istek ve zindeliğimizi koruyarak teselsül ile düzenleye geldiğimiz “Dünya Doğu Türkistanlılar Kardeşlik Buluşması ve Kamp faaliyetini” dava arkadaşlarımız ve gönüldaşlarımızın gayret ve himmetleri, Türkiyedeki kardeş sivil toplum kuruluşları ve belediyelerimizinde  maddi ve manevi destekleri ve ak sakallarımızın duaları neticesinde 11.yılına adım atmanın,  hedeflenen maksatlara büyük ölçüde başarılı bir şekilde ulaşmanın memnuniyetini ve heyecanını yaşamaktayız.

 Arkamıza baktığımızda Çin gibi dev gücün oluşturduğu engel,baskı ve sıkıntılar dışında kısıtlı şartlar ve imkansızlıklar, karşılaştığımız siyasi, iktisadi ve her türlü zorluklarlarla boğuşa boğuşa azimli bir mücadele destanı ile yollar kat ederek, 2009 dan 2019’da bu günlere geldik. Doğu Türkistan meselesinin hem yerelde hem uluslarası sahalarda önemli ölçüde gündemdeki yerini almaya başladığı sürec içerisinde    davamızın bayraktarlığını daha ileriye taşıma gayreti ile meşruiyet içerisinde göğüs göğüse mucadele etmekteyiz, allaha hamd olsun.

Doğu Türkistan halkı şuan tarihin en sıkıntılı günlerini yaşamaktadır. Uzun süreli esaret ve halen devam eden baskı ve sert yönetimin tesiri altında nerdeyse yok olama eşiğine gelinildiği çok net bir şekilde görülmektedir.

İşgal altındaki Doğu Türkistanda Halkımıza yapılan Çin baskıları, Çince eğitim dayatması, Kültür ve Medeniyetimize çakılan kazıklar, dini inanç ve yaşama yapılan müdahaleler, tarihi eser ve miraslarımızın silip süpürülmesi, aile planlaması ve Çinli yerleşim siyaseti ile gerçekleşmekte olan büyük demografik değişiklik, mankurtlaştırmak veya yok etmk için Çin nazi kamplarına mahkum edilen milyonlarca masun isnan, Uygur ve Türkistan  kimliğinin çok kısa bir zamanda yok olmasının işareti olarak görünmektedir.

Doğu Türkistan halkının Çine karşı askeri açıdan karşılık verebilecek bir durumu olmadığı halde, ellerinde silah olmayan, çaresiz halkımıza karşı Çinin başlattığı tek taraflı bir savaşta milyonlarca insan kamplarda ve dışarıda kalanlarda Çinin sert ve zalimane icraatlariyle  tamamen derdest edilmiş bir vaziyettedir. Zindanlarad ve kamplara yüzlerce belki binlerce insanımız tekli ve toplu tutuklamalar sonrası yargısız infaz, şiddet ve işkencelerle kıyıma tabi tutulmaktadır.

Çin, yakın geçmişte sayıları yüzleri aşan Uygur Kazak ve Kırgız olmak üzere toplumun önde gelen güzide şahsiyetlerini, dini alimlerini, akademisyenleri, ilim adamlarını ve hatta sanatçı ve sporcuları hukuksuzca tutukladıkları hapishanelerde, polis karakollarında ve Çin nazi kamplarında eziyet ve işkencelerle şehit etmektedir. Tutuklananlara uygulanan keyfi hapis, işkence, mahouslarımızın iç organlarının çalınması, müebbet hapis ve yargısız idam cezalarını bile sıralamaya yetişemiyoruz.

Maalesef Doğu Türkistan halkını tamamen yok etme gayreti içerisinde olan Çinin asrın en büyük insalık dışı  cinayetlerine karşı İslam kardeşliği adına, kan kardeşliği adına ve insanlık adına bu zulmü ve vahşeti dile getiren, kınayan, mazlum halkımızı da teselli eden hiç kimse çıkmadı. Bm İnsan hakları konseyinde Çinin Doğu türkistandaki toplama kamplarının kapatılması ile ilgili alınan karara imza atan 22 ülkeler içinde bir tek islam dünyasının yeralmamsı bizleri derinden üzmüştür. Evet, bunlar Doğu Türkistan gerçeği. Ne acıdır ki Doğu Türkistan halkının ne kadar büyük bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu tasvir eden hazin tablo önünde tüm İslam Alemi hissiz ve duyarsız bir şekilde donmuş durmaktadır.

Ayrıca Çin, Vatanımız Doğu Türkistan’ı büyük açık hapishaneye çevirdikten ve dış dünya ile olan irtibatını her yönden kestikten sonra, hedefini muhaceretteki Doğu Türkistan toplumu ve mücadeleyi yürütmekte olan teşkilatlarımız üzerine yoğunlaştırmıştır. Çin, bizleri dışarda da sindirerek, sıkıştırarak ve baskı uygulayarak yok etmeyi ve etkisiz hale getirmeyi amaçlamaktadır. Muhacerette tesis etmek istediğimiz toplumsal birlik ve bütünlüğümüzü dağıtmak ve teşkilatlatımızı itibarsızlaştırarak etkisiz hale getirmek için, çinin başlattığı büyük operasyonları gittikçe yoğunlaştırmaya başladı.  Çinin Doğu Türkistan’da ailelerimize, dost  akrabalarımıza ve bütün halkımıza yönelik kesintisiz bir şekillde devam ettiği insanlık dışı icraat ve zulümleri karşısında islam aleminin sessizliği toplumumuzda çaresizlik, bitmişlik ve umutsuzluk ve ınancını yıtırmışlık pisikolojisi yaratmaktadır.   

Bu sebeplerden dolayı Günümüzde hızlı değişen dünya konjonktürü ve yeni dünya düzeninin şekillenmekte olduğu bir süreçte Çinin ana vatanımızda Doğu Türkistanda halkımıza ve dışarıda mücadelemize karşı dayattığı zorluklara bağlı gelişen gündeme göre önem arz eden konuları müzakere ederek strateji ve yol haritasını belirlemek için, vatanımız ve milletimizin fiziki Maddi ve manevi mevcudiyetini tehdit eden Çin soykırım politikasının yarattığı vahim vaziyetimizin daha da kötüleşip koca milletin sonuna gelmemesi içşn çok geç olmadan  Doğu Türkistan davasına gönül veren şuurlu, azimli , inançlı, dirayetli, milli değerlere bağlı kişilerle ve gönüllü teşekküllerle bir araya gelerek kendi durumumuzu toparlamak, iç ve dış tehlike ve tehditlere karşı savunma mekanizmamızı geliştirmek, Doğu Türkistan mücadelesinin bütün merhale ve alanlarını gözden geçirip uzun vadeli bir strateji geliştirmek ve Çinin Doğu Türkistan halkını ve muhaceretteki mücadele veren teşkilatlarımızı etkisiz hale getirmek için başlatmış olduğu taarruz harekatı karşısında gerekli tedbirlerimizi alabilmek için, diaspora teşkilatlarını Milli Birliğin temelini oluşturacağını inandığımız işbu Doğu Türkistan Milli Birlik Şurasına çağırmış bulunuyoruz..

Bugün itibari ile başladığımız, Doğu Türkistan Milli Birik Şurasına yaklaşık 18 ülkeden davet ettiğimiz bütün diaspora teşkilat liderleri, vekiller,dini alimler, akademisyenler ve kanaat önderlerimiz ile yapacağımız şurada kapsamlı istişare ve müzakereler yapmayı planlamaktayız. Şuramızda  yapılacak müzakerelerden, alınacak kararlardan ve atılacak adımlardan maksadımız; fiili olarak Doğu Türkistan’daki zulmün bitmesi, Halkımızın kendi ana vatanlarında Gök Bayrağın Gök Asumanda dalgalandığı Hür Doğu Türkistan’a kavuşması yönündeki istek ve arzularının  gerçekleşmesidir.

Bu çalışmalarımızın, halkımıza ve diasporadaki teşkilatlarımıza çıkış yolu arayışlarında önemli mesafeyi kat ettireceğini umuyoruz. Bunun için hepinizin dua ve desteklerinizi temenni ederek konuşmamı bitirirken, siz değerli hemşerilerimize, Dünyanın her yerinden bu toplantıya teşrif eden kardeşlerimize ve teşkilat temsilcilerine teşekkür etmekle beraber, bu büyük hizmete maddi ve manevi katkıda bulunan İHH insani yardım vakfı, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Sivil Dayanışma Platformu, İDSB, TGTV, Uluslararası Hukukçular Birliği, Belediyelerimize, ve diğer kardeş STK’lara şükranlarımızı arz ediyorum.

About admin

By admin